Yazar: 7:06 am Haberler 1 Yorum

2025 Pride Ayı’nda LGBTQ+ mücadelesi nasıldı?

2025 Pride Ayı, dünya genelinde hem büyük desteklerle hem de politik ve sosyal engellerle geçti. Norveç ve İngiltere’de kraliyet ailesinden tarihi destekler gelirken, ABD’de Trump’ın DEI karşıtı politikaları ve markaların geri çekilişi görünürlüğü zayıflattı. Macaristan’da yasaklara rağmen yüz binlerce kişi sokaklara çıktı, Türkiye’de ise resmi yasaklar devam etti. LGBTQ+ mücadelesi, ifade özgürlüğü, insan hakları ve toplumsal kabul için mücadele etmeye devam ediyor.

Pride Ayı nedir, neden Haziran’da kutlanır?

28 Haziran 1969’da New York’taki Stonewall Inn’de yaşanan polis baskınına karşı başlayan direniş, bugün hazirana özel bir anlam atfetmemize neden oluyor. Bu olay, modern LGBTQ+ mücadelesinin ilk kıvılcımı sayılıyor. Haziran ayı, insanların cinsel kimliğini, varoluşlarını ve varolma mücadelelerini görünür kılar. Pride sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bastırılmaya, inkâra ve görünmezliğe karşı bir varoluş ilanıdır. Yıllardır süregelen bu kutlama ve yürüyüşler bu yıl da tüm dünyada ses getirdi. 2025’de bu mücadele nasıl ve kimlere karşı devam ediyor bir göz atalım.

ABD: DEI karşıtlığı, Trump ve markaların geri çekilişi

ABD’de 2025 Pride Ayı’nın en çarpıcı gelişmesi, Başkan Donald Trump’ın Diversity, Equity and Inclusion (DEI – Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) politikalarına karşı başlattığı kampanya oldu. Trump yönetimi, devlet destekli kurum ve şirketlerde DEI uygulamalarını “ayrımcılığa neden olduğu” gerekçesiyle sınırlandırdı.

Bu politik baskı, özel sektöre de sıçradı. Coca-Cola, PepsiCo, Nissan, Mastercard gibi birçok büyük şirket, bu yılki Pride etkinliklerinden sponsorluklarını çekti. Bu gelişme, LGBTQ+ topluluğu için sadece ekonomik bir gerileme değil, aynı zamanda görünürlüğün ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Bu gerileme, “Rainbow Capitalism”ın aslında markaların hassasiyeti değil, tamamen ticari kaygılarla yapılan stratejiler olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Pride’ın metalaştırmadan arındığını savunanlar olsa da, aslında dünya devi şirketlerin LGBTQ+’ın görünürlüğünü artırması avantajından bu yıl pek fazla yararlanılamadı.

Avrupa’da kraliyetlerden destek

Norveç kraliyet ailesinden 22 yaşındaki Maud Angelica Behn, Oslo Pride 2025 yürüyüşü sırasında ilk kez kamuyla cinsel kimliğini paylaştı ve biseksüel olduğunu açıkladı. Ailesi ve medyanın ilgisi sayesinde, bu çıkış hem kraliyet tarihinde hem de LGBTQ+ görünürlüğünde tarihi bir an olarak kayda geçti. Annesi Prenses Märtha Louise, kızının yanında durdu ve destek mesajlarını sosyal medyada paylaştı. “Love is never wrong… To everyone out there … You are seen, you are loved…” (Aşk asla yanlış değildir… Dışarıdaki herkese… Görülüyorsunuz, seviliyorsunuz…) sözleriyle bu açıklamayı güçlü bir aile dayanışmasıyla taçlandırdı.

Buckingham Sarayı önünde gerçekleştirilen 35.000 kişilik “Pride of London” yürüyüşünde, sürpriz gelişme olarak Coldstream Guards (Kraliyet Muhafızları) bu yıl Chappell Roan’ın queer marşı olan “Pink Pony Club”’ı çaldı. Bu askerî topluluğun Pride kutlamaları sırasında queer bir şarkı seçmesi, monarşiden gelen somut bir destek olarak görüldü. 

Budapeşte’de yasağa karşı yürüyüş

Macaristan hükümetinin Pride etkinliklerini “çocukları koruma” gerekçesiyle yasaklamasına rağmen, Budapeşte’de yaklaşık 200.000 kişi sokaklara çıkarak “yasak tanımadıklarını” gösterdi. Bu yasa, 18 yaş altı bireylerin LGBTQ+ temalı içeriklere erişimini sınırlandırmayı ve Pride etkinliklerini engellemeyi amaçlıyor; ayrıca katılımcıların tespiti için yüz tanıma teknolojisinin kullanılmasıve yüksek para cezalarını içeriyor. Bu yürüyüş, aynı zamanda Orban yönetimine karşı bir demokrasi protestosuna dönüştü. Avrupa Birliği ise bu yasağı ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı ihlallerine yol açan ayrımcı bir uygulama olarak değerlendirerek tepki gösterdi ve Macaristan’a hukuki yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu. Böylece bu eylem, Avrupa’daki ifade özgürlüğü krizinin ve demokratik değerler mücadelesinin önemli bir sembolü hâline geldi.

Trans görünürlüğü arttı

Tayland, Arjantin ve İspanya gibi ülkelerde bu yıl Trans Pride yürüyüşleri dikkat çekti. Bangkok’ta ilk kez ayrı bir Trans Yürüyüşü yapılırken, Buenos Aires’te “Travesti-Cup” adlı bir futbol turnuvası düzenlendi. Trans görünürlüğü, sadece sokakta değil, sosyal medya ve sanat alanında da yükselişe geçti.

New York’ta protesto temalı Pride

Bu yıl New York City Pride, “Rise Up: Pride in Protest” temasıyla gerçekleşti. Etkinlik, LGBTQ+ karşıtı yasal düzenlemelere, trans bireylere yönelik baskılara ve yüzeysel kurumsal desteklere karşı bir itiraz niteliği taşıyordu. Organizasyon, kutlamadan çok direnişi ön plana çıkararak Pride’ı politik kökenlerine döndürdü. Bu çerçevede, 2020’den bu yana olduğu gibi New York Polis Departmanı (NYPD) mensuplarının yine üniformalı olarak yürüyüşe katılmalarına izin verilmedi. Yasak, LGBTQ+ topluluğu ile NYPD arasındaki tarihsel gerilime dayanıyor; zira Stonewall Ayaklanması gibi hareketin temelinde, polis şiddetine karşı direnç yatıyor. Ancak bu durum LGBTQ+ polislerin dışlanması güvenliğin daha kırılgan haline gelmesi gibi farklı görüşleri de düşündürüyor. Yürüyüş sonrası Stonewall Inn yakınlarında yaşanan bıçaklı kavga ise, güvenlik önlemlerinin yeterliliğini sorgulamanın yerinde olduğunu gösteriyor. 

Harvey Milk’in adının silinmesi

ABD Donanması, eşcinsel hakları hareketinin öncülerinden olan ve görevdeyken öldürülen San Francisco Denetim Kurulu Üyesi Harvey Milk’in adını taşıyan bir yakıt ikmal gemisinden bu ismi kaldırmaya hazırlanıyor. “USNS Harvey Milk” adlı gemi, 2016’da dönemin Savunma Bakanı Ash Carter’ın kararıyla isimlendirilmişti. Ancak Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte Donanma içinde yürütülen “tarihî gözden geçirme” politikası çerçevesinde, gemi adları arasında ‘siyasi veya toplumsal bölünme yaratabilecek’ figürlerinelenmesi gündeme geldi. Aktivistler, bu kararı LGBTQ+ hafızasına ve görünürlüğüne yönelik bir silme girişimi olarak değerlendirerek ‘hafıza suikastı’ ifadesini kullandı.

Alman Parlamento Binası önünde protesto

 Berlin’de bu yıl Pride Ayı tartışmalı geçti. Bundestag Başkanı Julia Klöckner, Parlamento binasına gökkuşağı bayrağı asmayı “tarafsızlık ilkesine aykırı” diyerek reddetti. Tepki olarak aktivistler Parlamento önünde Progress Pride bayrağı açtı, 230.000 imzalı bir dilekçeyi teslim etti. Mecliste bazı milletvekilleri gökkuşağı renkleriyle yanıt verirken, bu tavır Almanya’da LGBTQ+ görünürlüğünün sembolik düzeyde bile geri çekilmesini gösteriyor.

WorldPride DC 2025

2025 yılında Washington DC, WorldPride’a ev sahipliği yaptı. Etkinlik, ABD’deki ilk büyük Pride yürüyüşünün 50. yıl dönümüne denk geldiği için simgesel öneme sahipti. “Freedom, Visibility, and Justice” (Özgürlük, Görünürlük ve Adalet) temasıyla düzenlenen WorldPride DC 2025, yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda sanat, insan hakları ve politik direnişin bir araya geldiği küresel bir forum olarak öne çıktı. Gösteriler, performanslar ve paneller aracılığıyla LGBTQ+ topluluğunun geçmişten bugüne süregelen mücadelesine ışık tutuldu; özellikle trans hakları, göçmen queerlerin karşılaştığı ayrımcılık ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konular yoğun şekilde işlendi.

Türkiye’de Pride

Türkiye’de Pride Ayı, resmi yasaklar ve polis müdahaleleriyle gölgelenmeye devam ediyor. İstanbul Onur Yürüyüşü 2015’ten beri çeşitli gerekçelerle yasaklanırken, bu yıl da etkinlikler sınırlı ve daha çok kapalı mekânlarda ya da dijital platformlarda yapıldı. Sokakta yapılan dayanışma gösterileri polis müdahalesiyle dağıtıldı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Geçen yıl cinsel yönelimini kamuoyuna açıklayan gazeteci İrfan Değirmenci, bu yıl DW+90 programına konuk olarak deneyimlerini paylaştı ve “Kendimi açıklamak, yalnızca benim özgürlüğüm değil; görünmeyen milyonlara ışık tutmak demek” sözleriyle görünürlüğün bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti. Oysa geçmişte, özellikle 2010-2014 yılları arasında, İstanbul Onur Yürüyüşü yüzbinleri bir araya getiren kitlesel etkinliklere sahne oluyordu. Bugün ise bu görünürlük ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. Baskılar artarken, LGBTQ+ topluluğu ve destekçileri dijital alanlarda ve alternatif etkinliklerle varlıklarını sürdürmeye çalışıyor.

Her zorluğa rağmen, LGBTQ+ mücadelesi yılmadan devam ediyor; görünürlük, kabul ve eşitlik için atılan her adım, dünyayı biraz daha adil ve özgür kılıyor. Pride, sadece bir ay değil, yaşamın her anında direnişin, sevginin ve umudun simgesi olmaya devam edecek.

Kaynakça:

en.wikipedia.org

vanityfair.com

people.com

apnews.com

euronews.com

businessinsider.com

worldpridedc.org

buenosairesiglfa2024.com

haberler.com

them.us

nypost.com

theguardian.com

hungarytoday.hu

euronews.com

Visited 18 times, 1 visit(s) today
Close