Annie Ernaux’nun bir başka sarsıcı kitabı ile yeniden karşınızdayım. Sadece okumakla kalmıyor, kitaptan notlarımı da alıyorum ve bu süreci kültür-sanat alanına ait o son haline getiriyorum.
Annie Ernaux: “Babamın Yeri”
Annie Ernaux, Nobel ödüllü bir yazar olmasının yanı sıra, bir ailenin sessiz tarihini en çıplak haliyle anlatan bir cerrah gibidir. “Babamın Yeri” kitabı, sadece ölen bir babanın ardından yazılmış bir anı kitabı değildir. Bu kitap; bir genç kadının okuyarak sınıf atlamasının, babasıyla arasına nasıl aşılmaz duvarlar ördüğünün hikayesidir.
”Öğretmen Olacak”: Unvan var, anlam yok
Kitapta babanın, kızının ne okuduğunu bir türlü hatırlamaması ama “öğretmen olacak” unvanına tutunması çok şey anlatır. Alıntıda geçtiği gibi; “Modern edebiyat onun için bir anlam ifade etmiyordu.” Burada büyük bir kopuş görüyoruz. Baba için eğitim, sadece toplum içinde bir saygınlık ve “garanti meslek” demektir. Kızı içinse eğitim, babasının dünyasından, o bakkal dükkanından ve işçi sınıfı hayatından kaçış biletidir.
Bu durum, aslında ataerkil (erkek egemen) yapının bir sınavıdır. Evin reisi olan baba, kızının aldığı eğitimi anlamadığı an otoritesini kaybeder. Kız artık babasının bilmediği bir dilde konuşmakta, onun anlamadığı kitapları okumaktadır. Baba, kızının başarısıyla gurur duysa da aslında kızının zihnine artık ulaşamadığı için ona yabancılaşır.

Görsel Kaynağı: radiofrance.fr
Sınıfsal korku: “Kimse bizi zengin sanmasın”
Ernaux’nun alıntısında geçen “Daima imrenme ve kıskançlığın hedefi olma kaygısı” cümlesi, alt sınıftan gelen bir ailenin en büyük korkusunu özetler. Bu insanlar için “göze batmamak” bir hayatta kalma kuralıdır. Burslu olduğunu saklamak ya da zengin sanılmaktan korkmak, babanın dünyasındaki güvensizliği gösterir.
Feminist bir bakışla baktığımızda; babanın kızının pazar günleri akşama kadar uyumasını “takdirle” karşılaması çok çarpıcıdır. Çünkü kız uyuduğunda, o “tehlikeli ve yabancı” entelektüel dünyadan uzaklaşır. Uyumak, babanın gözünde kızının hala “uslu ve normal” bir çocuk olduğunun kanıtıdır. Baba, kızını ancak pasif olduğunda (uyuduğunda) kendi dünyasına ait hissedebilir.
Sanatın çıplak gerçekliği
Bu kitabı bir kültür-sanat eseri olarak değerli kılan şey, Annie Ernaux’nun süslü cümlelerden kaçınmasıdır. Yazar babasını ne över ne de yerer; onu olduğu gibi, tüm kabalığı ve sessizliğiyle anlatır. Bu, edebiyatta çok güçlü bir tavırdır.
Yazıda duygusallığa kaçmadan gerçekleri söylemek, bir kadın yazarın kendisinden beklenen “duyarlı ve yumuşak” anlatı kalıplarını yıkarak gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyma cesaretidir.
Sonuç olarak; “Babamın Yeri”, bir kadının özgürleşirken neleri kaybettiğini gösterir. Annie okumuş, sınıf atlamış ve başarılı olmuştur ama bedel olarak babasıyla aynı masada iki yabancıya dönüşmüşlerdir. Annie Ernaux bu kitabıyla, aradaki o sessiz boşluğun resmini çizer.
Kaynakça:
Ernaux, A. (2017). Babamın Yeri. (Çev. Siren İdemen). İstanbul: Can Yayınları.
Bourdieu, P. (2015). Pratik Nedenler: Eylem Kuramı Üzerine. (Çev. Hülya Tufan).
Woolf, V. (2012). Kendine Ait Bir Oda. (Çev. Suğra Öncü). İstanbul: İletişim Yayınları.
Kapak Görseli: kitapyurdu.com













