Yazar: 3:25 pm İnceleme-Eleştiri

Erotizm endüstrisi: Dijital erotizm

Bu yazı erotizm endüstrisi serisinin ikinci yazı dizisidir.

Dijital erotizm, özgürlük vaadiyle ortaya çıkan ama zamanla görünmez iktidar ilişkilerinin en yoğunlaştığı alanlardan birine dönüşerek, beden politikalarının yeni cephesini oluşturuyor.

Seks savaşlarının dijital mirası

Seks savaşları, pornografi erkek egemen bir endüstri tarafından kontrol edildiği için ortaya çıkmıştı. Radikal feministler için sorun yalnızca cinsellik değil, bu cinselliğin kim tarafından üretildiği ve kim adına dolaşıma sokulduğuydu. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte bu eleştiriye yeni bir karşılık doğdu: Dijital alanın merkezsiz olduğu, herkesin kendi içeriğini üretebildiği ve dolayısıyla kadınların ilk kez aracı olmadan kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olabileceği iddia edildi. Ancak Web 2.0’ın vaat ettiği bu merkezsizlik, algoritmaların devreye girmesiyle kısa sürede çöktü.

Bugün internet, herkesin istediğini söylediği özgür bir alan olmaktan çok, neyin görünür olacağına kapalı sistemler içinde karar verilen politik bir mekân hâline geldi. Bu durum, kadın bedenini erkek egemen pornografi endüstrisinin tekelinden kurtarma vaadiyle ortaya çıkan dijital platformların, zamanla aynı tahakküm ilişkilerini daha soyut ve görünmez biçimlerde yeniden üretip üretmediğini sorgulamayı gerektiriyor. Çünkü aracı figür ortadan kalkmış gibi görünse de onun yerini alan algoritmalar; bedenleri, arzuları ve görünürlüğü piyasa mantığına göre yeniden düzenleyen yeni iktidar mekanizmalarıdır.

Merkezsizleşme illüzyonu: Stüdyo patronlarından algoritmalara

Radikal feministlerin 1980’lerde işaret ettiği sorun bugün hâlâ geçerlidir: Mesele yalnızca cinselliğin varlığı değil; bu cinselliğin hangi koşullarda, kim tarafından ve kimin çıkarına dolaşıma sokulduğudur. Dijitalleşme bu soruyu çözmek yerine, onu daha karmaşık hâle getirmiştir. Artık karşımızda stüdyo patronları ya da erkek yönetmenler değil; hangi içeriğin öne çıkacağını, hangisinin görünmez kılınacağını belirleyen kapalı kod sistemleri vardır.

Bu noktada pornografinin erkek egemen bir endüstri olmaktan çıkıp “bireysel içerik üretimi”ne dönüşmesi, gerçek bir özgürleşmeden ziyade biçimsel bir dönüşüm olarak okunabilir. Kadınlar artık başkaları adına değil, kendi adlarına üretmektedir ancak üretimin koşullarını, hızını ve değerini belirleyen mekanizma hâlâ onların kontrolü dışındadır. Dijital beden; özgür bir özne olmaktan çok, optimize edilmesi gereken bir veriye indirgenmiştir.

İnternetin merkezsiz olduğu iddiası, yerini algoritmik hiyerarşilere bırakmıştır. Görünürlük artık politik bir hak değil, ölçülebilir bir performanstır: Beğeni sayıları, abonelikler ve etkileşim oranları; hangi bedenlerin “değerli”, hangilerinin “görmezden gelinebilir” olduğunu sessizce ilan eder. Bu bağlamda dijital erotizm, kadınlara özgürlük vaat ederken aynı anda onları sürekli kendini pazarlamak zorunda kalan girişimcilere dönüştürür.

Pensive young attractive girl reading book and sitting on chair isolated on a orange background

Sessizliğin yeni sahibi: Algoritmalar

OnlyFans, ortaya çıktığında pornografi tarihindeki bir kırılma anı olarak anılıyordu. Vaadi açıktı, seks işçileri aracıları ortadan kaldıracak, kendi bedenleri üzerindeki ekonomik ve temsil gücünü doğrudan ellerine alacaktı. Kamera onlardaydı, hesap onlardaydı, sözde kontrol de… OnlyFans bir pazar sunduğu kadar, bu pazarın kurallarını da tek başına belirledi. Kimlerin görünür olacağına, kimlerin sessizce gömüleceğine algoritmalar karar verdi. Kadın bedeninin dolaşımı, bireysel iradeden çok teknik tercihlere bağlıydı.

Üstelik herkes için eşitlik iddiası da zamanla kayboldu. Önceden takipçisi olanlar, ünlüler hızla yükselirken seks işçileri görünürlük için daha fazla emek harcadı. Platform, özgürlük vaadini sınıfsal bir ayrıcalığa dönüştürdü. Seks emeği, seks işçileri için bir geçim aracıyken ünlüler için “yan gelir” oldu.

Bu özgürlük ilüzyonu 2021’de patlak verdi. Visa ve Mastercard, Onlyfans’dan pornografik içeriğin yasaklanmasını talep etti. OnlyFans önce yasağı kabul etti ancak sonra tepkilerle yasağı geri çekti. Bu kısa kriz, dijital erotizmin sınırlarını netleştirdi. Aracılar ortadan kalkmadı sadece biçim değiştirdi. Erkek egemen pornografi endüstrisinin yerini algoritmalar ve ödeme sistemleri aldı. Dijital erotizm, özgürleşme değil, kontrolün daha görünmez hâli olarak evrimleşti.

Mikro-kontrol ve bireysel tercih

Dijital erotizm, bugün “kamera sende, sınır sende, kapatma tuşu sende” anlatısıyla, yani bireysel tercih söylemiyle meşrulaştırılıyor. OnlyFans ve benzeri hibrit platformlarda karşılıklı rıza, mesajlaşma ve “engelleme” tuşu gibi unsurlar, kontrolün içerik üreticisinde olduğu illüzyonunu yaratıyor. Ancak bu kontrol yalnızca mikro düzeyde geçerli. İçerik üreticisine “kapatma hakkı” verilirken dijital izler ve algoritmik talep, onu sürekli erişilebilir bir nesneye dönüştürüyor.  

Mesele artık sadece “seks” de değil, beden parçalanarak metalaşıyor aynı zamanda. FeetFinder ve benzeri uygulamalar, erotizmi bütün bir beden üzerinden değil; ayak, ses, nefes gibi parçalar üzerinden dolaşıma sokuyor. Fetiş, bireysel bir arzu olmaktan çıkıp sistematik ve optimize edilecek bir “ürün kataloğu” haline geliyor. Beden artık bir özne değil, bir iş modeli. Bedenin her bir parçası ise ayrı bir meta olarak karşımıza çıkıyor.

“Bireysel tercih” söylemi ve dijital erotizm

“Bireysel tercih” söylemi ise ekonomik zorunlulukları, güvencesizliği ve borç sarmalını görünmez kılıyor. Tıpkı fiziksel dünyada fuhuşun her zaman “özgür seçim” olarak açıklanamayacağı gibi, dijital alanda da bedenin pazarlanması salt kişisel bir karar olarak okunmamalıdır.

Tercih söylemi masum değil, aksine sistemin sorumluluğu bireyin üzerine boşaltmasının en etkili aracıdır. Örneğin, Instagram abonelik sistemi bu durumu daha da normalleştirir: Erotizm; estetik, fitness ve “lifestyle” başlıkları altında sterilize edilerek pazarlanıyor. Dijital erotizm artık gizli değil. “Topluluk kuralları”yla makyajlanmış ana akım platformlarda beden; bakıştan duruşa, mutfaktan spora kadar her anıyla ölçülüyor, optimize ediliyor ve erotik bir alt metinle dolaşıma giriyor.

Tercih kimin, yük kimin?

Dijital erotizm ne tam anlamıyla özgürleştiricidir ne de tek başına sömürüdür; ikisinin arasında gri ve rahatsız edici bir alandır. Bugünün seks savaşları, bedenin kime ait olduğu değil, riskin ve yükün kime ait olduğu üzerinden yürüyor. Platform ve ödeme sistemleri kazanırken, “tercih”in içerik üreticilerinin elinde olduğu sanılıyor.

Günümüzün erotizm endüstrisi kadına ses vermiyor; ona yalnızca “mikrofonu tutma sorumluluğunu” veriyor. Sesin ne kadar yükseleceğine ve kime ulaşacağına ise hâlâ görünmez algoritmalar karar veriyor. Belki de hikâyenin en kritik sorusu hâlâ sorulmayı bekliyor: Bu tercihi gerçekten “seçen” kim?

Kaynakça:

Döring, N. (2000). Feminist views of cybersex: Victimization, liberation, and empowerment. CyberPsychology & Behavior, 3(5), 863–884.

Barış, Özlem, & Yeşilyurt, S. (2023). YENİ MEDYADA BEDEN TEŞHİRİ VE VÜCUDUN METALAŞMASI ÜZERİNE İNCELEME: ONLYFANS VE ONLY FEETFINDER UYGULAMALARI. Türkiye Medya Akademisi Dergisi, 3(5), 444–475.

McCluskey, M. (2023). OnlyFans: The celebritization of online sexual labour. Canadian Graduate Journal of Sociology and Criminology, 6(1).

Görsel Kaynakları: tr.pinterest.com

Visited 46 times, 1 visit(s) today
Close