Yazar: 12:09 pm Köşe Yazıları

Imposter sendromu ve kadınlar: Özgüven değil, koşullar

Imposter sendromu çoğu zaman bireyin iç dünyasına ait bir mesele gibi anlatılır. Özgüven eksikliği, yetersizlik hissi… Oysa veriler ve deneyimler başka bir şeyi işaret ediyor. Bu duygu çoğu kadın için içeriden değil dışarıdan besleniyor. Sürekli kendini kanıtlamak zorunda bırakılan, başarısı daha sık sorgulanan ve hataları daha görünür birinin, kendinden şüphe duyması zayıflığın değil, içinde bulunduğunun sonucu.

Araştırmalar, bu durumun istisnadan ziyade yaygın bir deneyim olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Çalışanların %64’ü kariyerlerinin bir noktasında imposter hissi yaşadığını söylerken, bu oran kadınlarda %70’e çıkıyor. Yani her 10 kadından 7’si bulunduğu yeri hak etmediğini düşündüğü bir an yaşamış. Bu fark tesadüf değil. Kadınların başarılarının daha fazla sorgulandığı ve performanslarının daha sık denetlendiği bir yapının sonucu.

Başarı arttıkça şüphe neden artar?

En çarpıcı bulgulardan biri şu: Imposter hissi başarıyla birlikte azalmıyor, aksine çoğu zaman artıyor. Kadınların %47’si kariyerlerinde ilerledikçe bu duygunun daha sık ortaya çıktığını söylüyor. Çünkü mesele başarı değil, o başarının nasıl karşılandığı. Daha görünür olmak, kadınlar için çoğu zaman daha fazla denetlenmek anlamına geliyor. Daha yüksek pozisyon, daha fazla takdir demek değil. Maalesef daha fazla sorgu, daha az hata payı demek olabiliyor. Bu yüzden yükselmek baskıyı artırıyor.

Erkek egemen alanlarda derinleşen uçurum

Eşitsizlik, özellikle erkek egemen sektörlerde daha da belirginleşiyor. Yazılım mühendisleri üzerine yapılan bir araştırmada, çalışanların %52,7’sinin yoğun imposter hissi yaşadığı görülüyor. Ancak cinsiyete göre bakıldığında tablo değişiyor. Kadınların %60,6’sı bu hissi yoğun şekilde yaşarken, erkeklerde bu oran %48,8’de kalıyor. Aynı işi yapan kadınlar neden daha yetersiz hisseder? Çünkü mesele yetkinlik değil, kimin o alana ait görüldüğüdür.

“His” mi sonuç mu?

Geniş kapsamlı akademik incelemeler, imposter hissinin oldukça yaygın olduğunu ve farklı çalışmalarda %9 ile %82 arasında değişen oranlarda görüldüğünü gösteriyor. Daha da önemlisi, bu durumun depresyon, kaygı ve tükenmişlik ile doğrudan ilişkili olduğu belirtiliyor. Yani bu sadece geçici bir duygu değil; kişinin iş hayatını, performansını ve psikolojik iyi oluşunu etkileyen yapısal bir mesele. Üstelik bu kavramın ilk ortaya atıldığı yer de oldukça anlamlı. Çünkü ilk olarak yüksek başarıya sahip kadınlar üzerinde tanımlandı. Yani mesele en başından beri “yetersiz kadınlar” değil, başarılı ama sürekli sorgulanan kadınlardı.

Bir koşullandırma

Kadınların daha az başvuru yapması, daha temkinli davranması ya da kendini geri planda tutması çoğu zaman özgüven eksikliği olarak açıklanır. Oysa bu davranışlar, zaman içinde öğrenilmiş bir uyum biçimidir. Hayat boyu “fazla dikkat çekme”, “çok iddialı olma”, “yerini bil” mesajlarıyla büyüyen biri için görünürlük bir fırsat değil risk gibi hissedilir. Hata yapmanın bedelinin daha ağır olduğunu bilen biri, kusursuz olmadan adım atmamayı seçer. Bu yüzden kadınların kendini sınırlaması bir eksiklik değil aslında bir korunma biçimidir.

Sorunu yanlış yerde aramak

Imposter sendromunu sadece kişisel bir özgüven sorunu olarak görmek, gerçek sorunu gizler. Çünkü bu duygu, eşitsiz koşulların sonucu olarak ortaya çıkar. Kadınlara “daha özgüvenli ol” demek, onları bu sorunu yaratan sistemle yalnız bırakmaktır. Oysa veriler açık: Kadınlar daha fazla kendinden şüphe duymuyor; daha fazla sorgulanıyor, daha az tanınıyor ve daha yüksek standartlara tabi tutuluyor.

Dönüşüm nereden başlar?

Gerçek değişim, kadınların kendilerini düzeltmeye çalışmasıyla değil, bu duyguyu üreten yapıları sorgulamakla başlar. Kadınların alanlarını daraltan, görünürlüklerini cezalandıran ve başarılarını sürekli teste tabi tutan sistemler dönüştürülmeden bu döngü kırılmaz. Bugüne kadar elde edilen her kazanım, bireysel çabadan çok birlikte verilen mücadeleyle mümkün oldu. Bundan sonrası da böyle olacak. Kendinden şüphe etmek yerine o şüpheyi üreten koşullara bakmak gerekir. Çünkü bazen sorun içimizde değil, bize sürekli eksik olduğumuzu hatırlatan dünyadadır.

Kaynakça

Bravata, D. M., Watts, S. A., Keefer, A. L., Madhusudhan, D. K., Taylor, K. T., Clark, D. M., Nelson, R. S., Cokley, K. O., & Hagg, H. K. (2020). Prevalence, predictors, and treatment of impostor syndrome: A systematic review. Journal of General Internal Medicine, 35(4), 1252–1275.

Hays. (n.d.). Hays research: Imposter syndrome among women.

Guenes, P., Tomaz, R., Kalinowski, M., Baldassarre, M. T., & Storey, M.-A. D. (2023). Impostor phenomenon in software engineers. arXiv.

Bravata, D. M., Watts, S. A., Keefer, A. L., Madhusudhan, D. K., Taylor, K. T., Clark, D. M., Nelson, R. S., Cokley, K. O., & Hagg, H. K. (2020). The impostor phenomenon: A systematic review of its prevalence and correlates. Journal of Affective Disorders, 276, 596–603.

Visited 17 times, 1 visit(s) today
Close