Merhaba KadınKöy okuyucuları,
Bugün genelde değindiğimiz başlıklardan biraz farklı görünse de aslında kamusal alan, ifade özgürlüğü ve dijital haklarımızla doğrudan kesişen bir konudan söz etmek istiyorum. Oyun dünyası çoğu zaman sadece “erkeklerin ilgi alanı” veya “çocuk eğlencesi” gibi algılansa da; milyonlarca kadının nefes aldığı, sosyalleştiği, hikayelere ortak olduğu devasa bir dijital kamusal alan. Ve tam da bu alan, şu sıralar ciddi bir düzenleme ve denetim baskısı altında.
“Çocukları Koruma” kılıfı ve muğlak sınırlar
Bir süredir oyun platformlarına yönelik yeni bir düzenleme taslağı gündemde. Taslakta üç temel başlık öne çıkıyor:
- Oyun kuruluşlarının Türkiye’de resmi temsilci bulundurması,
- Etkin ebeveyn kontrolü mekanizmalarının oluşturulması,
- Zorunlu bir yaş derecelendirme sisteminin kurulması.
Bu başlıklar kamuoyuna “çocukların korunması” gibi kimsenin itiraz edemeyeceği, haklı bir gerekçeyle sunuluyor. Ancak mesele burada bitmiyor. Aile Bakanlığı, amaçlarının “suça, sanal kumara ve şiddete özendiren oyunlarla mücadele” olduğunu söylese de asıl tehlike bu kavramların nasıl ve kim tarafından tanımlanacağında gizli kalıyor.
Muğlak ifadelerle çerçevelenmiş bir denetim mekanizması kurulduğunda, sadece şiddet veya ‘kötü alışkanlıklar’ değil, hoşa gitmeyen her türlü içerik hedef tahtasına oturtulabilir. Tarihsel bir olayın işlenişinden sisteme dair en ufak bir eleştiriye kadar her şey “sakıncalı” ilan edilmeye açık hale gelir. Böylesi keyfi bir ortamda, oyun dünyasında son yıllarda artan güçlü kadın karakterler veya farklı cinsel yönelim temsilleri de şüphesiz ki bu tırpandan ilk nasibini alacaklar arasındadır. PEGI (Avrupa Oyun Bilgi Sistemi) standartlarında 14 yaş ve üzeri olarak güvenli derecelendirilen oyunların bile fiilen “yasaklı” konumuna düşmesi an meselesi olabilir.

Görsel Kaynağı: donanimhaber.com
Oyunlar film değildir: Sansürün teknik imkansızlığı
İşin bir başka boyutu, temsilcilik zorunluluğunun siyasi iktidarın eline “kapatma ya da ağır yaptırım” düğmesi vermesi. Şunu unutmamak gerekiyor: Oyunlar, bir dizi ya da film gibi tek parça içerikler değildir. Büyük ve karmaşık yazılım projeleridir. Bir Amazon dizisinden sahne kırpmaya benzemez; bir oyunun içinden bir bölümü “çıkarıp atmak” ya da ülkenin siyasi iklimine göre yeniden kodlamak ciddi mühendislik, zaman ve maliyet gerektirir.
Bu teknik ve ekonomik yükü, üstelik siyasi saiklerle gelen talepler doğrultusunda üstlenmek istemeyen firmalar olacaktır. Bunun sonucunda ya platformlar Türkiye pazarından çekilecek ya da erişim engelleriyle karşılaşacağız. Her iki senaryoda da kaybeden, dünyadan bir adım daha izole edilen biz kullanıcılar olacağız.
Üstelik “kimlikle erişim” gibi distopik öneriler de cabası. Dijital alanı tamamen kimlik temelli bir denetime açmak, güvenlikten çok gözetim toplumunu büyütüyor.
Sektör ne diyor?
Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED) de yaptığı açıklamada benzer endişeleri paylaşıyor. Ebeveyn denetimi ve yaş sınıflandırması gibi konuların doğru tasarlanmasını destekleseler de kamu kurumlarına sınırları net çizilmemiş yetkiler verilmesine itiraz ediyorlar. Bu belirsizliğin, uzun vadede küresel platformların Türkiye’ye mesafeli yaklaşmasına yol açacağı uyarısında bulunuyorlar.

Görsel Kaynağı: imzagazetesi.com
Ne yapabiliriz?
Dijital alanlara ilişkin her müdahale; yalnızca bir sektörü değil, ifade biçimlerimizi, dünyayla kurduğumuz bağı ve kamusal alanımızı daraltıyor. Bugün oyuncu toplulukları konuyu gündemde tutmak için büyük bir çaba harcıyor. Siz de bu sürece destek vermek için:
- oyunumadokunma.com adresi üzerinden oyuncu adınızla imza kampanyasına katılabilir, düzenlemeye dair özet bilgilere ulaşabilirsiniz.
- Sosyal medyada #OYUNUMADOKUNMA etiketiyle paylaşımlar yaparak diğer oyuncularla birlikte sesinizi duyurabilirsiniz.
- Konu hakkında medyada ve sosyal ağlarda dolaşan dezenformasyona karşı uyanık olabilirsiniz. Gördüğünüz yanlış bilgileri, “Topluluk Notları” gibi mekanizmalarla veya doğrusunu paylaşarak düzeltmek, yaratılmak istenen yanlış algıya karşı en büyük gücümüz.
Unutmayalım; mesele yalnızca oyun değil, mesele dijital dünyadaki varlığımız ve özgürlüğümüz.
Kaynak:
Kapak Görseli: aa.com.tr















