Yazar: 9:58 am Köşe Yazıları

Tabuları aşmak, sağlığı korumak: Kadınlarda cinsel sağlık

Her gün binbir çeşit zorlukla mücadele ederken kendi sağlığımızı da göz ardı etmemek gerekiyor. Ülkemizde cinsellik konusu bu kadar tabu haline gelmişken “Cinsel Sağlık” kavramına ne kadar dikkat edilebilir ki.

Günümüzde hala kadın doktor-erkek doktor üzerine konuşmalar yapılıyorken kontrole gittiğinizde “evli misin” sorusu hala soruluyor iken bu tabuları yıkmak biraz zor gibi ama imkânsız değil, ne dersiniz?

Kadınlarda cinsel sağlık

Bu sefer konumuz kadınlarda cinsel sağlık. Dikkatli kontroller yapılmadığı taktirde çok uğraştıran maddi ve manevi olarak insanı perişan edebilecek bir konu aslında. Kadınlar dile getiremeseler de aslında bir sürü cinsel problemle baş başa kalabiliyorlar. Bu konularda ise en büyük destekçi partnerimiz, arkadaşlarımız ve ailemiz. Fakat ne yazık ki çoğu zaman bu konuları ailemize bile söyleyemiyoruz. Tabii söylenemeyen şeyin kontrolü olabilir mi? Kişiden kişiye değişir. Söylenmediğinde veya uzman hekime gidilmediğinde daha çok yıpranılacağı da bir gerçek.

Cinsel sağlık neden önemli?

Cinsel sağlığa dikkat edilmediği taktirde cinsel yolla bulaşabilecek bir sürü hastalık olmakla birlikte mantar, yaralanma, enfeksiyon gibi farklı konuda da sıkıntılar yaşanabilmekte. Bu süreçler hem maddi hem de manevi olarak yıpratıcı bir noktaya giderek psikolojik olarak da yorulmanıza sebep olabilir. Dergipark’ta yayıımlanmış bir araştırma derlemesinde cinsel yolla bulaşan hastalıkların gittikçe arttığı belirtilerek şu ifadelere yer verilmiş;

Kadın sağlığını etkileyen önemli sorunlardan biri olan Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonların (CYBE) son yıllarda artış gösterdiği belirtilmektedir. Bu artışın nedenleri arasında cinsel deneyim yaşının düşmesi, evlilik dışı ilişkilerin yaygınlaşması ve partner sayısındaki artış öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, doğum kontrol yöntemlerinin çeşitlenmesi ve bazı enfeksiyonların tedavi edilebilir olması, bireylerde yanlış bir güven duygusu oluşturarak korunma davranışlarını zayıflatabilmekte ve bu durum enfeksiyonların yaygınlığını artırabilmektedir (Özalp ve diğerleri, 2012).

HIV/AIDS de kadın sağlığı üzerinde ciddi etkileri olan CYBE’lerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2009 yılında dünya genelinde yaklaşık 33,3 milyon kişi HIV/AIDS ile yaşarken, bu sayının 2016 yılında 36,7 milyona yükseldiği bildirilmektedir (Aktaş ve diğerleri, 2012). Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1985–2018 yılları arasında doğrulama testi pozitif olarak bildirilen 19.748 HIV vakası ve 1.772 AIDS vakası bulunmaktadır. Bildirilen olguların yaklaşık %79,9’unu erkekler, %20,1’ini ise kadınlar oluşturmaktadır (Kızılkaya Beji ve diğerleri, 2021). Son yıllardaki dağılım incelendiğinde, vakaların en yoğun olarak 25–39 yaş grubunda görüldüğü ifade edilmektedir (Yıldız ve diğerleri, 2021).

Kadın sağlığında cinsel eğitim ne kadar önemli?

Ergenlik çağındayken kızlara ayrı seminerle regl döngüsü ve kadınlık süreci özet olarak anlatılırdı. Aslında bu eğitimleri geniş kapsamlı ve detaylı olarak ders halinde karma bir eğitimle verselerdi hem cinsiyetlerin farkını hem de iki cinsin de birbirine karşı ne derece sorumluluğu olduğunu bilir belki de buna göre daha dikkatli olabilen bir toplum oluşurdu. Kadınlar bu konuları birbirleri ile konuşurken değil de doktorlarla bile rahat konuşabilir bir düzeyde olabilirdi belki.

Günümüzde cinsel sağlıkta kadınlar birçok rahatsızlıkla baş ediyor demiştim yazının başlarında. Bunların en başında PCOS, HPV, AIDS, tahrişler ve enfeksiyonlar yer almakta ve bunlara da özet halinde değinmek gerekiyor. Fakat tüm bunlara ne kadar değinirsek değinelim iş sadece kadında bitmiyor. Partner ne kadar önemserse kadının sağlığının da o kadar yerinde olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Bu nedenle partnerinizle de bu konuları konuşmaktan asla çekinmeyin, çekinmeyin ki karşı taraf sorumluluğu sadece sizde aramasın. 

Yaygın görülen cinsel hastalıklar neler?

Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde her yıl 274.000’den fazla kadının ölümüne neden olan önemli bir halk sağlığı sorunudur ve gelişmiş ülkelerde kadınlarda en sık görülen kanserler arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu kanserin başlıca risk faktörleri arasında HPV enfeksiyonu, sigara kullanımı, çoklu cinsel partner, yüksek doğurganlık, düşük eğitim düzeyi, erken yaşta cinsel ilişki, genital herpes, sık vajinal duş, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, beslenme alışkanlıkları ve genetik yatkınlık bulunmaktadır. Ancak HPV enfeksiyonu temel neden olarak kabul edilmekte, diğer faktörler ise kanser riskini artıran yardımcı etmenler olarak değerlendirilmektedir.

Bu yardımcı faktörler çevresel, viral ve bireysel olarak sınıflandırılır. Tütün kullanımı, uzun süreli doğum kontrol hapı, çok sayıda doğum ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar çevresel faktörler arasında yer alırken; virüs yükü ve benzeri virüsler viral faktörlerdendir. Genetik özellikler ve bağışıklık sisteminin durumu ise bireysel etmenler olarak gösterilmektedir. HPV ile kanser arasındaki ilişki 1980’lerde Harald zur Hausen tarafından ortaya konmuş, kanser hücrelerinde HPV DNA’sının saptanması bu bağlantıyı desteklemiştir.

Günümüzde tanımlanan yaklaşık 100 HPV tipinin en az 30’u rahim ağzını enfekte edebilmektedir. Hastalık oluşturma potansiyeline göre bazı tipler yüksek, bazıları orta ve düşük risk grubunda yer alır. HPV genellikle cinsel temas yoluyla bulaşır ve enfekte ettiği hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına neden olabilir. Bu nedenle virüs varlığı, rahim ağzı kanseri gelişimi için gerekli bir koşul olarak kabul edilmektedir.

Polikistik Over Sendromu (PKOS), yumurtalıklarda çok sayıda küçük ve genellikle iyi huylu kistin oluşumu ile karakterize yaygın bir kadın hastalığıdır. Çoğu zaman adet düzensizliği ile fark edilir; kilo artışı, tüylenme ve akne gibi belirtilerle de kendini gösterebilir. Hormonal dengesizliklerle ilişkili olan bu sendrom, yumurtlama düzenini bozarak bazı kadınlarda kısırlık sorununa yol açabilir. Metabolizmayı etkileyerek kilo alımına neden olması ve fiziksel değişimlere yol açması, yaşam kalitesini düşürmekte ve psikolojik sorunları beraberinde getirebilmektedir.

AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu), HIV enfeksiyonunun bağışıklık sistemini zayıflatması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. En yaygın bulaşma yolu korunmasız cinsel temastır; bunun yanı sıra kan ve kan ürünleri, ortak enjektör kullanımı, steril olmayan cerrahi aletler ve kesici-delici araçlar aracılığıyla da bulaşabilir. HIV ayrıca gebelik, doğum ve emzirme sürecinde anneden bebeğe geçebilmektedir.

Vajinal enfeksiyonlar, vajinadaki bakteri, mantar veya parazitlerin doğal flora dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkar ve kadınların yaşam kalitesini etkileyen yaygın sağlık sorunları arasında yer alır. Hormonal değişiklikler, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve tahriş edici kimyasallar enfeksiyon gelişimini kolaylaştırabilir.

Vajinal enfeksiyon riskini artıran başlıca faktörler şunlardır:

  • Korunmasız cinsel ilişki
  • Hormonal değişimler (menopoz, regl dönemi vb.)
  • Aşırı hijyen uygulamaları
  • Antibiyotik kullanımı
  • Dar veya sentetik iç çamaşırları
  • Dengesiz beslenme ve yetersiz su tüketimi

Özetlemek gerekirse sizi rahatsız eden bir durum olursa paylaşmaktan çekinmeyin. Belirtiler kişiden kişiye değişebileceği için bir sorun olduğunda uzmana danışmanız ve çekinmemeniz sağlığınız için her zaman iyi olur, sağlıkla kalın. 

Kaynakça:

medicalpark.com.tr

acibadem.com.tr

hsgm.saglik.gov.tr

tjod.org

medicalpark.com.tr

dergipark.org.tr

Visited 17 times, 1 visit(s) today
Close