“Hikâyenin kendisi kadındır”
Kültürel diplomasi ve iletişim alanında önemli çalışmalara imza atan Dr. Özgenur Reyhan Güler, KadınKöy’ün Söz Kadında programının 5. bölümüne konuk oldu.
Bu bölümde Özgenur Güler, kadınların tarih boyunca üretici, taşıyıcı olduğunu ancak bunlara rağmen görünmez bir figür olarak da var olduğunu dile getirdi. Bu görünmezliğin getirisi olarak, yarım kalmışlık duygusunu ifade eden Güler; kültürel üretim süreçlerinde kadınların hâlâ merkezde olmadığını, oysaki hikâyenin kendisinin kadın olduğunu söyledi.
“Kültürel üretimin arka planında pek çok kadının emeğinin izlerini görmek mümkün. Ancak bu emek o dönemde de görünür kılınmamış. Bugün pek çok alanda yer alan kadınlar, bu sessizliğin üzerine kendi seslerini örüyorlar.”
Kültürün sadece geçmişi ilgilendirmediğini, geleceği de şekillendiren bir araç olduğunu belirten Güler; “Kadınla kültür daha kapsayıcı, derin ve vicdani bir hâl alır çünkü kadın eli değen her şeyde denge, empati ve özen vardır.”
“Her önyargı bana kim olduğumu hatırlattı”

Görsel Kaynağı: istinye.edu.tr
Kadın olarak başarıya giden yolda karşılaştığı önyargılardan bahseden Güler, mücadelenin bireysel değil, kültürel olduğunu söyledi. Aynı zamanda Güler, bu yolculukta görünmez engellerle karşılaşsa da önyargılara engel olarak bakmadığını, her önyargının kendisinin kim olduğunu, bir birey olarak neyi temsil ettiğini yeniden hatırlattığını vurguladı.
Özgenur Reyhan Güler’in akademi dünyasında karşılaştığı ilk önyargılardan biri: Çok genç olmak. Özellikle toplantılarda yaşının ve dış görünüşünün, söylediklerinin önüne geçtiğini belirtti. Ancak bunların kendisinin başarısında ve duruşunda bir eksikliğe yol açmadığı anlaşılabiliyor. Ayrıca önyargılarla mücadele etmenin en etkili yolunun, zekâyı zarafetle birleştirmek olduğunu; kırmadan iletişim kurmayı, sertleşmeden direnebilmek ve kırmadan bir dil kullanabilmeyi hayatının felsefesi haline getirdiğini görüyoruz.
Akademide kadına önyargı
Özgenur Reyhan Güler, röportajın son dakikalarında; akademide kadınların daha duygusal, yumuşak ve ikinci plana ait görüldüğünü söyledi. Özellikle kültürel çalışmalarda kadınların üretimi ikincil planda görülüp bilimsel ciddiyet açısından zorbalığa maruz kaldığını vurguladı. Fakat tüm bunların üstüne yine de duygu ve düşüncenin birlikteliğini savunduğunun altını çizip devamını getirdi:
“Bilimin dönüşümü yalnızca sayılarla değil, hikâyelerle ve hafızayla da ölçülür. Kadınlar derin düşünerek bilime büyük katkı sağlıyor. Biz ürettikçe, yazdıkça, konuştukça başkalarının da sesi duyuluyor.”
KadınKöy olarak kadın emeğinin, dayanışmanın ve sanatın görünürlüğünü artırmaya devam ediyoruz.
Kültürel diplomasi ve iletişim alanında kadınların görünürlüğü üzerine derin bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Dr. Özgenur Reyhan Güler’e ilham verici paylaşımları için teşekkür ediyoruz.
🎬 Röportajın tamamını KadınKöy YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
Çünkü söz artık kadınlarda!













