Freelance yaratıcı sektörler dışarıdan bakıldığında özgürlüğün, bağımsızlığın ve kendi ayakları üzerinde durmanın simgesi gibi görünür. Kimseye hesap vermeden üretmek, sınırları kendi çizmek… Ama serbest çalışmanın özgürlüğü herkes için aynı anlamı taşımıyor. Kadınlar için bu sektörler çoğu zaman görünmez bariyerlerle örülmüş bir labirente dönüşüyor. Yetenek ve üretim kalitesi aynı olsa bile daha az değer biçilen işler; kimin hangi masalarda yer alabildiğine göre yönlenen bir kariyeri ortaya çıkarırken kadınların hala karar alma rollerine uygun görülmemeleri bu sektördeki gizli cinsiyetçi tutumu gözler önüne seriyor.
Yönetici rolleri hala erkeklerin oyun bahçesi
Kadınlar yaratıcı ekonomide diğer sektörlere göre daha görünür olsalar bile karar alma pozisyonlarında eksik şekilde temsil ediliyorlar. Serbest çalışan pozisyonunda kadınlar genellikle yardımcı rollere layık görülüyor. Yaratıcı bir projenin direktörü olarak bir erkeğin seçilmesi ancak grafik tasarım, illüstrasyon gibi daha az söz hakkı bulunan konumlara kadın işçilerin atanması maalesef bu sektörde sık karşılaştığımız bir durum. Kadınların yaratıcı üretimin sadece estetik yönünde yer alabileceği zihniyeti, kadınların otoriter konumlarda daha niteliksiz görülmelerinden kaynaklanıyor. Kadınların temsil oranı artmasına rağmen karar mekanizmalarına erişimleri sınırlı. Yani kadınlar yaratıyor yaratmasına, ancak projenin tebriklerini yine bir erkek alıyor.
Kadınların bulunmadığı masalarda iş konuşuluyor
Kadınlar yaratıcı endüstride profesyonel alanlara dahil olurken de çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Freelance sektörde işlerin büyük bir bölümü kişisel bağlantılar ile sağlandığından kimlerle iletişim içinde olunduğu iş olanakları açısından oldukça etkili oluyor. Bir erkek direktörün bulunduğu bir projede gerekli yeni pozisyonlar önce bir içki masasında network kurduğu erkeklerin kulaklarına gidiyor örneğin. Kadınlar bu masaya dahil edilmemelerinin yanı sıra, ortama bilinçli olarak katılmamayı da tercih edebiliyor. İş ilişkilerinde taciz veya uygunsuz davranışlardan korktukları için erkek çalışanlarla kişisel ilişkiler kurmaktan çekinebiliyor. Yani mesele sadece bağlantı kuramamak değil, aynı zamanda bağlantı kurmanın kadınlar için daha riskli olması…

Emek aynı ancak değeri daha düşük
Kadın yaratıcı üreticiler çoğunlukla düşük ücretli veya kısa vadeli freelance işler için uygun görülüyor. Bunun yanı sıra bu çalışanların büyük bir kısmı kayıt dışı çalıştırılıyor ve sanatçıların güvencesi azalıyor. Kadın yaratıcıların ürünleri hâlâ erkeklere göre daha az pazarlanabilir olarak konumlandırılıyor ve bu sebeple kadınların iş bulması oldukça zorlaşıyor. Sonuç olarak da istediği mesleği yapmak için emeğinin karşılığı olmayan rakamlara çalışan, iş güvencesi bulunmayan, çıkardığı ürüne ise cinsiyeti sebebiyle daha az değer biçilen birçok kadın sanatçının sektörde zorlandığına tanıklık ediyoruz.
Kadınların yaratıcı sektörlerde geride kalmasının nedeni bireysel yetersizlik değil; sistematik olarak önlerine dizilen görünmez engellerdir. Network ağlarına erişim eksikliği, fırsatların zaten en baştan eşitsiz dağılmasına yol açıyor. Bu eşitsizlik, maaş farklarıyla derinleşiyor ve kadınlar aynı emeğe rağmen daha az kazanıyor. Üstelik yetenekleri ve deneyimleri ne olursa olsun, karar verici pozisyonlara “uygun görülmemeleri” bu döngüyü kalıcı hale getiriyor.
Gerçek eşitlik, yalnızca ücretleri dengelemekle değil, güç ve karar mekanizmalarını da eşitlikçi bir şekilde yeniden dağıtmakla mümkün. Kadınlar, sektörde üretimin kalbinde ama gücün dışında bırakılıyor. Artık bu yapısal bariyerleri görünmez kılmak değil, yıkmak gerekiyor.
Kaynakça:
UNESCO. (2021). Gender & creativity: Progress on the precipice. UNESCO.
European Expert Network on Culture and Audiovisual. (2022). Gender gaps in the cultural and creative sectors. EENCA.
Culture Action Europe. (2016). Gender inequalities in the cultural sector. Culture Action Europe.
World Bank & GIZ. (n.d.). Cultural and creative industries: Gender study executive summary.
Kapak Görseli: goodhousekeeping.com















