Filistinli ressam Yasemin Ebu Muhaysin, Gazze Şeridi’nin orta bölgesinde yer alan Deyr el-Belah’ta, saldırılardan ağır hasar almasına rağmen ayakta kalan bir evde sanat üretimini sürdürüyor. Fırçası ve yağlı boyalarıyla İsrail’in yarattığı yıkımın hem insanlara hem de mekânlara bıraktığı izleri tuvaline aktarıyor. Daha önce Refah’tan Deyr el-Belah’a göç etmek zorunda kalan sanatçı; eserlerinde yalnızca Filistin halkının değil, kendi yaşadığı trajedilerin de izlerini barındırıyor. Onun amacı, bireysel tanıklığını kolektif bir hafızaya dönüştürmek.
Savaşın tanığı bir kadın ressam: Yasemin Ebu Muhaysin
Gazze’nin gökyüzü, uzun süredir maviliğini yitirmiş durumda. Şehri her an sarsan bombardıman sesleri arasında, ürkütücü bir sessizlik dahi yeni bir felaketin işareti. Bu coğrafyada, hayatta kalma mücadelesi veren kadınlar; aynı zamanda hafızayı, çocukları ve evini koruma sorumluluğunu da omuzluyor. İşte Filistinli ressam Yasemin Esad Ebu Muhaysin’in sanat serüveni, sıradan bir yaratım hikâyesinin ötesinde, bu ağır yükün tuvale yansıması olarak ortaya çıkıyor.
Ebu Muhaysin, savaşın yerle bir ettiği evlerin, bitmek bilmeyen göç yollarının ve çocuk çığlıklarının sessiz tanıklarından sadece biri. Fırçasını bir araç olarak kullanarak savaşın kadınlar ve çocuklar üzerindeki görünmez yüzünü dünyaya duyurmaya çalışıyor. Onun tablolarında, sadece kan ve enkaz değil; bir annenin keskin bakışı, açlıkla sınanan çocukların çaresiz yüzleri ve göç yolundaki kadınların yorgun adımları da yer alıyor.

Görsel Kaynağı: aa.com.tr
Enkaz altından uzanan direniş
Savaşın şiddeti, Gazze’deki her insan gibi Ebu Muhaysin’in yaşamını da altüst etti. Evi yerle bir olduğunda, sanat eserlerinin önemli bir bölümü enkazın altında kayboldu. Sanatın bir lüks olarak görülebileceği bu ağır koşullara rağmen, Yasemin Ebu Muhaysin üretimine devam etme kararı aldı. Kendisinin de göç etmek zorunda kaldığı darbe almış ancak yaşanabilir bir evi, kısa sürede bir sanat atölyesine dönüştürdü.
Bu dar alanda, tuval bulamadığında mukavvayı, boya yetersiz kaldığında ise enkazdan çıkan malzemeleri kullanarak çalıştı. Bu küçük atölyesi, dışarıdaki yıkıma karşı sanatsal bir meydan okuma ve direnişin simgesi haline geldi.
“Sırada Ne Var?”: Göç, açlık ve kaybın üç teması
Ressamın eserlerinde üç ana tema belirginleşiyor: Açlık, göç ve kayıp.
Bir tablosunda, elinde bir çuval un taşıyan küçük bir çocuğun arkasında feryat eden bir kadın ve çadırlar arasında hayatta kalmaya çalışan kalabalıklar resmediliyor. Başka bir çarpıcı çalışmasında ise, kamyonlara ve at arabalarına yığılmış eşyaların üzerinde ilerleyen aileler görülüyor. İnsanlar bir yere varmış gibi değil, sürekli yolda ve belirsizliğin içindeler. Ressamın bizzat adını verdiği bu eser, o belirsizliği yansıtıyor: “Sırada Ne Var?”
Ebu Muhaysin, tablolarını oluştururken kendi tanıklığı ile medyanın sunduğu fotoğrafları ve ekran görüntülerini harmanlıyor, böylece kolektif bir hafıza yaratıyor. En çok iz bırakan eserlerinden biri, enkazdan kurtulmuş çocukların hem korku hem de çaresizlik yansıtan gözyaşlarını konu alıyor.

Görsel Kaynağı: milligazete.com.tr
Kadın merkezli eserler
Ebu Muhaysin, erkeklerin çoğunlukla silah ve kahramanlık hikâyeleriyle yazdığı tarih anlatısını reddediyor. Onun her tablosunun merkezinde, kadın figürleri duruyor: Kucağında çocuğunu kaybetmiş bir anne, göç yolunda yürüyen yaşlı bir kadın, evinin yıkılışını izleyen bir kız çocuğu. Kadınlar, burada sadece birer kurban değil; direnen, tanıklık eden ve iz bırakan özneler olarak öne çıkıyor.
Savaş; sadece binaları ve taşları değil, hafızayı da silme tehdidi taşıyor. Yasemin Ebu Muhaysin’in daha önce duvar resimleriyle süslediği okullar ve evler saldırılar sonucu yok oldu. Ancak o, enkazdan topladığı malzemelerle bu yıkılan mekânların izlerini tuvalinde yeniden kurdu. Tuval, adeta yıkılan duvarların yerine geçen bir hafıza kutusu işlevi görüyor. Bu süreç, sanatçının feminist bakış açısıyla daha da anlam kazanıyor; çünkü savaş anlatılarında çoğu zaman görünmez kılınan kadınlar, onun resimlerinde artık merkezde.
Bu sanatsal çaba, Gazze’deki kadınların sessiz ama güçlü direnişinin bir simgesi. Ebu Muhaysin, durumu kendi sözleriyle şöyle ifade ediyor:
“Bu resimleri yaparken insanların çektiği acıyı birebir yaşadım çünkü ben de o yoldan geçtim. Her tablom, yaşananların çok küçük bir yansıması.”
Ve göçün getirdiği o yakıcı soruyu yineliyor:
“Bu tabloya ‘Sırada Ne Var?’ adını verdim. Göç ettikten sonra daha ne yaşayacağız? Nereye varacağız?”
Yasemin Esad Ebu Muhaysin’in her fırça darbesi, silinmeye çalışılan hafızaya karşı duran bir tanıklık ve mücadele niteliği taşıyor. Sanatı; kadınların sesini, direncini ve umudunu Gazze’nin çadırlarından dünyaya taşıyan güçlü bir platform haline geliyor.
Kaynakça:
Kapak Görseli: aa.com.tr















