Yazar: 2:40 pm Köşe Yazıları

Ormanlardan meydanlara: Ekofeminizm ve mücadele öyküleri

Kadın ve doğa arasındaki paralellik: Ekofeminizm

Teslim aldım doğayı; yarıp geçtim her yerini 

Kırdım kimsenin dokunamadığı mühürlerini 

Rahmini, göğüslerini ve başını

Yani tüm gizlerinin saklı olduğu yerlerini

Parçalayıp açtım

(Vanity of spirit parçasından)

(Berktay, 2019:11)

Vaughan’ın 17. yüzyılda yazdığı bu çarpıcı şiirinde kadın ve doğa arasındaki benzerliği vurgulamaktadır. Kadının üretken yapısı, şefkati, doğurganlığı, verimliliği, hayat üretmesi gibi özellikleri doğayla özdeşleştirilmekte, erkek ise daha çok hâkimiyetçi yapısıyla bilinmektedir. Bu eril ve agresif dil aslında erkeğin doğa ve kadına boyun eğdirmekten, ehlileştirmekten aldığı hazzı ve sahip olma arzusunu tarif etmektedir. Tarım dönemine geçişle beraber toprağı işleyen ve onu araç olarak kullanan erkeğin bunu kadın bedeninde de devam ettirdiğini görmekteyiz. Ekofeminizmin çıkış noktası da tam olarak budur. 

Ekofeminizmin doğuşu ve temel yaklaşımı

21. yüzyılın önemli sorunlarından bazıları kadın ve çevre olarak öne çıkmaktadır. Bu noktada kadının özgürleşmesini hedefleyen feminizm ve çevre sorunlarına çözüm arayan çevre hareketleri beraber hareket etmektedir. Ekofeminizm ise bu iki eksen etrafında gelişen bir ekofelsefik yaklaşımdır. Ekofeminizm doğanın maruz kaldığı tahakkümün insan odaklı mı veya çevre odaklı mı olduğunu tartışmak yerine, bu tahakkümün nedeninin eril merkezli olduğunu öne sürmektedir.

Ekofeminizm, ilk olarak, aktivist Françoise d’Eaubonne tarafından 1974’te yayımlanan La Féminizme ou la Mort (Feminizm veya Ölüm) isimli kitapta kullanılmıştır. (Özdemir ve Aydemir, 2019:267) Bu çalışmada kadına ve doğaya yönelik baskı arasında benzerlikler kurulmuş, kadın ve doğanın kurtuluşunun birlikte olacağı ileri sürülmüştür (Tong, 2006: 432).

Görsel Kaynağı: amargidergi.com

Ekofeminizme göre Patriarkal düzen doğayı da kadını da sömürülecek, kontrol altına alacak bir meta olarak görmektedir. Bu nedenle de çevre sorunlarının kadın dayanışmasıyla beraber ele alınması gerektiği savunmakta ve bu sorunlara feminist bir bakış açısıyla bakmak gerektiğini ileri sürmektedir. Kadın ve doğanın üzerindeki eril tahakkümün yıkılmasıyla beraber hem doğa hem de kadın özgürlüğe kavuşacaktır.

Kadınların çevresel sorunlardaki rolü ve etkilenme biçimleri

Doğanın tahrip olmasından, kaynakların tükenmesinden en çok kadınların etkilendiğini görmekteyiz. Örneklere bakacak olursak: Yeni Delhi’de yakacak odun ve yem için kadınlar oldukça uzağa yürümekteler ve yükleri kendileri taşımak zorundalar. Bir tahmine göre, Yeni Delhi’deki kadınlar her üç ayda bir ortalama on kilometre yürüyor ya da sadece yakacak odun elde etmek için her seferinde ortalama yedi saat, dört gün harcıyorlar. Erkekler kasabalara gidip iş ararken kadınlar toprağı işlemekle, ürünleri toplamakla yükümlüler. Yeni Delhi’deki gibi Kenya’da da toprağı işleten kadınlar küçük çiftçilerin yüzde yetmişini oluşturuyor. Yakacak odun, su, yakıt bulabilmek için uzağa yürümekteler, çevresel kararları uygulayanlar ve söz hakkına sahip olanların ise yine erkekler olduğu görülüyor.

Görsel Kaynağı: evrensel.net

Dünya çapında ekofeminist eylem örnekleri

Chipko Hareketi (Hindistan, 1970’ler)

Chipko (Hindu dilinde sarılmak anlamına gelmektedir) hareketi, 1970’li yıllarda Hindistan’da gerçekleşti. Ormanların metalaştırılmasına karşı çıkan kadınlar, ormansızlaştırma yasasına tepki olarak ağaç kesimlerini durdurmak amacıyla ağaçlara sarılıp bedenlerini siper ederek bu durumu protesto ettiler.

Vandana Chipko, eyleminde canları pahasına ormanlar için mücadele eden kadınların önemini vurgular ve yaşamı idame ettirebilmek için doğanın vazgeçilmez olduğuna işaret eder ve bu kadınları çevrenin koruyucuları, kurtarıcıları olarak görür. Kadınların gerçekleştirdiği bu eylem yerel kadınların şikayetlerine de görünürlük kazandırmıştır. Müteahhitlerin yaptığı kâr amacı güden ticari budamalar, çok sayıda kesilmemiş ağaca zarar vermekte ve yine ticari amaç içeren tik, okaliptüs, monokültür plantasyonları kıymetli ormanların yerini almaktadır.

Chipko hareketi ağaçların korunmasıyla ilgili bir eylem olmasının yanı sıra kadın – doğa bağlantısıyla da ilgilidir. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinde ağaçlar ve ormanın yeri çok önemlidir, çünkü kırsal alanlarda aile bütçesini yöneten kadınlardır ve bu nedenle ağaç kıtlığı kadınlarla da ilgilidir. 

Görsel Kaynağı: imdatfreni.org

Narmada Vadisi protestoları ve Arundhati Roy

90’lı yıllarda Narmada Vadisi’ndeki baraj yapımına karşı tepki gösteren Arundhati Roy, doğaya karşı duyarlılığın örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır (Erbil, 2019:61).

Yeşil Kuşak Hareketi (Kenya, 1977)

Kenya Yeşil Kuşak hareketi 1977 yılında gerçekleşen ve önderleri çevre ve kadın hakları aktivisti olan Wangari Maathai’nin geliştirdiği ekofeminist bir örnektir. Kenya’daki çölleşme ve ormansızlaşma sürecinin yarattığı vahim durumu önlemeye yardımcı olmak ve yavaşlatmak amacıyla 50000 kadın 20 milyon ağaç dikmiştir, çevreyi iyileştirmek adına düzenlenen ve önemi olan bir harekettir. Aynı zamanda dikim Kenya’da kadınları ve çevreyi zorlayan belirli sorunlara çözüm sunmuştur. 

ABD örnekleri

Bernadette Cozart, 1989’da Harlem’i yeşillendirme koalisyonunu kurdu ve boş arsaları bahçelere çevirdiler. İki avantajından bahsedebiliriz; Ekonomik açıdan faydalı ve kent nüfusunun doğayla etkileşim halinde ve iç içe olmalarını sağladı. Kadınların ön planda olduğu bir proje ve bu ilhamla birlikte kendilerini “gardens angel” ismini veren Afrikalı-Amerikalı çevreci kadınlar, Detroit’te şehir bahçelerini yeşillendirdiler. 

Kadınların pentagon eylemi olarak bilinen nükleer silahların geliştirilmesini protesto eden eylemi de ekofeminist bir eylem olarak düşünebiliriz. Bir diğer örnek ise Love Canal; New York’ta anne ve çevreci Lois Gibbs, Love Canal’ın zehirli bir çöplük üzerine kurulduğunu fark etti ve bu durumun çocuklarda, kadınlarda hastalık ve üreme konusunda bazı tehlikelere neden olabileceğini, sakat çocuklar vb gibi sıkıntıların, rahatsızlıkların yaşanabileceğini düşündü ve önlem amacıyla çevrede yaşayanları protesto etmeye yöneltti.

Görsel Kaynağı: Çanakkale, 2019 / Yazar Büşra Beslekoğlu tarafından çekilmiştir.

Türkiye’de kadın ve doğa odaklı çevre eylemleri

Ülkemizde hidroelektrik ve nükleer santrallere, maden arama faaliyetlerine, ağaç katliamlarına, taş ocaklarına karşı çevresel hareketler düzenlenmekte, özellikle ekofeminist aktivistler eylemler yapmakta ve hem kadını hem de doğayı korumaya çalışmaktadırlar.

Türkiye’de kadınların öne çıktığı kadın ve doğa odaklı eylemler; İkizdere’deki taş ocağı eylemi, Kaz Dağları’ndaki maden eylemi, HES karşıtı eylemler, Yırca’da yapılan termik santrale karşı eylemler, Akkuyu’da yürütülen nükleer santral, Gerde’deki kömür santrali, Bergama’da yapılan siyanürle altın madeni ayrıştırma faaliyeti, Hevsel’deki ağaç kesimleri, Turizme açma amacıyla Doğu Karadeniz’deki yaylaları birbirine bağlayan yeşil yol projesi, nükleer karşıtı eylemler, gezi direnişiyle beraber ortaya çıkan yoğurtçu kadın formu gibi çevresel hareketlerde ve bunun gibi daha birçok çevre eyleminde kadınlar ön plandadır.

Sonuç: Ortak tahakküme karşı ortak kurtuluş

Bu örnekler, kadınların hem doğayı koruma mücadelesinde hem de toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinde ön saflarda yer aldığını göstermektedir. Ekofeminizm, kadın ve doğanın ortak kurtuluşunun ancak bu iki mücadeleyi birlikte yürütmekle mümkün olacağını savunmaktadır.

Kaynakça

Campbell, L. (1994). Ecofeminist Practice and Theory: The Empowerment of Women in Kenya, India and the United States

Ekolojik Yaklaşımlı Feminizm/Ekofeminizm Üzerine Genel bir Değerlendirme: Kavramsal Analizi, Tarihi Süreci ve Türleri. Akdeniz Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi  2(2) 261-278

Erbil, P. (2019). Kadının; “Doğanın ve Erkeğin Düzeni” “Kadınlar Doğaya sahip Çıkıyor”,Ekolojik Dönüşümünde Feminist Tartışmalar, Ed.: Emet Değirmenci, Derlem Yayınları, İstanbul, 2019, s.55-69

Karakurt, D (2021). Ekoloji ve kadının kesişim noktası: Ekofeminizm.Gaia. https://gaiadergi.com/ekoloji-ve-kadinin-kesisim-noktasi-ekofeminizm/

Metz, W. (2008, 12 Nisan). How ecofeminism Works.Systemic Alternatives. https://systemicalternatives.org/2016/04/26/how-ecofeminism-works/

Tong, P. R. (2006). Feminist Düşünce (çev. Z. Cirhinoğlu). İstanbul: Gündoğan. 

Warren, Karen J. (1997). ”Ecofeminism Women, Culture, Nature” İndiana University Press

Visited 90 times, 1 visit(s) today
Close