Yazar: 11:22 am İnceleme-Eleştiri 1 Yorum

Erotizm Endüstrisi: 1980’lerde seks savaşları

Bu yazı Erotizm Endüstrisi serisinin ilk bölümüdür.

Feminizm kadınları bir araya getiren güçlü bir hareket olarak karşımıza çıkıyor ancak bu her zaman feministlerin uyum içinde hareket ettiği bir oluşum olmadı. Kadınlar ataerkiye karşı mücadele ederken kendi aralarında da anlaşmazlıklar tabi ki yaşadılar. Çünkü feminizm bir manifestoya, kesin kurallara ya da kutsal metinlere bağlı bir ideoloji değil. Tam tersine, içindeki çeşitlilik yelpazesi onu canlı tutan yegâne şeylerden biri.

Feminizm içindeki ayrışma: Radikal feministler ve seks pozitif

Kadınlar olarak feminizm üzerine konuşurken zaman zaman ters düşebiliriz ki bu çok doğal. Bu durum, bizi ayrıştırmak yerine farklı bakış açılarını görünür kılar. Önemli olan, bu tartışmaların birbirimize yönelen sertliğe dönüşmemesidir. Çünkü biz birbirimizi kırarsak, bizi kim koruyacak? Feminizmin gücü, aynı düşünmemekten değil, birbirimizi anlamaya çalışmaktan gelir. 

80’lerdeki seks savaşları tam da burada ortaya çıkıyor. Medya, o dönemde feminist hareket içindeki sert tartışmaları “seks savaşları” diye adlandırdı. Radikal feminizmin en görünür olduğu, porno sektörünün geniş kitlelere ulaştığı bu dönemde kadın cinselliği, pornografi ve seks işçiliği feminizmin en hararetli başlıklarından biri hâline geldi. Peş peşe yayımlanan yazılar tartışmayı büyüttü; tam bir uzlaşı hiçbir zaman sağlanmadı. Hareket bu noktada iki büyük çizgiye ayrıldı: Radikal feministler ve seks-pozitif feministler.

Görsel Kaynağı: nssgclub.com

Radikal feministlere göre pornografi ve cinsellik, erkek egemen kültürün en çıplak biçimde yeniden üretildiği alanlardı. Bir kadın “kendi isteğiyle” bu sektörün içinde yer aldığını söylese bile, o isteğin ataerki tarafından şekillendirildiğini savunuyorlardı. Bu yüzden böyle bir sektörün içinde kadınların gerçekten özgür olamayacağını düşünüyorlardı. Seks-pozitif feministler ise tam tersini savunarak kadınların cinsel özerkliğinin feminizmin temeli olarak görüyorlardı. Bir kadın bedenine dair karar alabiliyorsa ki konu pornografi ya da BDSM (“bondage, discipline, dominance/submission, sadism/masochism” kavramlarının birleştiği, rızaya dayalı cinsellik pratiği) olsa bile bu onun özgürlüğünün bir parçasıydı. Ataerkil yapıların varlığı, kadınların kendi seçimlerini yok saymak için gerekçe olamazdı, tartışılan şey erkeklerin gücü değil, kadının kendi sesiydi.

Erotizm Endüstrisi: Özgürlük kimin tanımıyla mümkün?

Radikal feminist çizgide olan MacKinnon, Dworkin ve Jeffreys, kadın öznesinin zaten ortadan kaldırıldığını savunuyordu. Onlara göre kadın arzusundan söz etmek neredeyse imkânsızdı çünkü kadının arzu ettiği şeyi bile erkek kültürü belirliyordu. Porno, seks işçiliği ya da BDSM bu yüzden özgürlük değil; kadınların erkek arzusu adına performans gösterdiği alanlardı. MacKinnon’ın deyişiyle “Erkek üstünlüğü kendi erotizmini yaratıyordu.”

Seks-pozitif kanat Rubin, Willis, Vance, Bright ve Califia kadın arzusunu bütünüyle yok saymak, kadınları patriyarkanın kuklası gibi göstermek, en az erkek egemenliği kadar baskıcıdır diyerek radikallerin tam tersini savunuyorlardı. Eğer kadın her durumda erkek kültürünün ürünü olarak görülüyorsa kadın erotizmi ve öznelliği için hiç alan açılmıyor demekti. Bu yüzden seks pozitif feministler, radikal feministleri “kadın arzusunu tamamen erkekler tarafından inşa edilmiş gibi varsaymakla” eleştirdi. Vance ve Bright ise, kadınların kendi fantezilerini ve erotik dünyalarını yaratabileceğini, kadın erotizminin erkek erotizmiyle aynı olmak zorunda olmadığını dile getiriyordu.

Radikal feminizme göre ise pornografi, seks işçiliği ve BDSM özgürleşme değil; kadın bedeninin sistematik biçimde sömürülmesi demekti. Bu yüzden Jeffreys ve Dworkin için çözüm bütün bu sektörlerin yasaklanmasıydı. Seks-pozitif feministler ise bu yaklaşımı oldukça ataerkil buluyordu. Willis’in dediği gibi: “Kadınları korumak adına cinselliği sınırlamak, patriarkanın tarih boyunca yaptığı şeydir.” Seks-pozitif tarafa göre özgürleşme, kadınların kendi arzu alanlarını tanımlayabilmesiyle mümkündür. Bright ve Califia, endüstrinin içinde bile kadın merkezli erotizmin mümkün olduğunu; kadınların üretici ve özne olabileceğini savunmaktadırlar.

Görsel Kaynağı: womensdeclarationusa.com

Tartışmaların feminizme bıraktığı miras

Sonuç olarak iki taraf da kadınları korumaya çalışıyordu; fakat yöntemleri farklıydı: Radikal feministler tehlikeyi ortadan kaldırmak isterken, seks-pozitif feministler kadının kendi alanını kurmasına izin veriyordu. Bu kavga hâlâ bitmedi ve belki de bitmemesi gerekiyor. Çünkü feminizmin en güçlü yanı, tek bir ses olmak zorunda olmaması.

Bu tartışmalar, feminizmin sürekli evrilen ve farklı sesleri kucaklayan yapısının bir göstergesiydi. Kadınlar; cinsellik, arzu ve özgürlük üzerine farklı bakış açılarıyla fikirlerini ortaya koyarken hepsi aynı hedefi paylaşıyordu: Kadınların kendi hayatları, bedenleri ve seçimleri üzerinde söz sahibi olabilmesi.

Seks savaşları geçmişin bir tartışması olarak kalsa da internet, queer teori ve dijital platformlarla birlikte kadınların cinsel öznelliği ve erotik alanları bugün çok daha farklı biçimlerde tartışılır hâle geldi. Feminizm, farklı düşünceleriyle birlikte var olabildiği sürece güçlüdür; tek bir ses değil, birlikte tartışmak ve anlamak, feminizmin gerçek gücüdür.

Bu yazı, 1980’lerde feminizmi ikiye bölen büyük tartışmanın genel bir çerçevesini sunuyor. Konuyu kendi döneminin dilinden, doğrudan metinlerden okumak isteyenler için Sex Wars literatürünün temel kaynakları aşağıda listelenmiştir.

  • Gayle Rubin — “Thinking Sex: Notes for a Radical Theory of the Politics of Sexuality” (1984) Seks pozitif feminizmin kurucu metni; cinselliğin politik boyutlarını yeniden tanımlar.
  • Catharine A. MacKinnon — “Pornography, Civil Rights, and Speech” (1985) Anti-pornografi hukuk yaklaşımının teorik temeli; radikal feminist hattın en etkili metni.
  • Andrea Dworkin — “Against the Male Flood: Censorship, Pornography, and Equality” (1987) Pornografinin erkek şiddetinin yapısal bir uzantısı olduğunu savunan sert ve belirleyici bir makale.
  • Carole Vance — “Pleasure and Danger: Toward a Politics of Sexuality” (1984) Kadın cinselliğinde zevk ile tehlikeyi aynı anda düşünmek gerektiğini söyleyen, iki kanadı da anlamak için kilit bir çalışma.
  • Amber Hollibaugh & Cherríe Moraga — “What We’re Rolling Around in Bed With” (1981) Sex Wars tartışmasını queer, sınıf ve beden politikaları açısından genişleten erken dönem bir metin.
  • Lynn Comella — “Women in Porn: Feminism, Pornography, and the Politics of Representation” (2008) Kadın odaklı porno üretimi ve feminist porno tarihine odaklanan çağdaş bir akademik çalışma.
  • Carol Queen — “Sex-Positive Feminism: A Brief History” (1997) Seks pozitif feminizmin içeriden yazılmış kısa ve etkili tarihçesi.

Kaynakça:

feministbellek.org

en-wikipedia-org.translate.goog

scholarblogs.emory.edu

dergipark.org.tr

Arıkan, E. Feminist Düşünce ve Feminist Hukuk İçin Radikal bir Kılavuz: Catharine A. MacKinnon. https://doi.org/10.33717/DEUHFD.642020

Kapak Görseli: secopedia.org

Visited 150 times, 1 visit(s) today
Close