Kadınların yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyabildiği, hikâyelerini dijital dünyayla gerçek yaşam arasında harmanlayarak yeniden yazdığı bir platform olsaydı… İşte Fijital İşler tam da böyle bir hayalle, Bengisu Akbulut’un öncülüğünde kuruldu. Dijitalin dönüştürücü gücünü insan odaklı bir pazarlama anlayışıyla birleştiren bu platform; girişimciler için yalnızca bir iş platformu değil, aynı zamanda kişilerin birbirlerinden güç alarak yollarını çizebildikleri, kadınların, yaratıcıların ve sürdürülebilir işlerin buluştuğu, güçlendiği bir alan.
KadınKöy olarak biz de Fijital İşler’in hikâyesini ve Bengisu Akbulut’un kadın girişimciliğine dair görüşlerini kendisinden dinledik.
“Gerçek hayatla dijital dünyayı harmanlamak”
Fijital İşler; sadece dijital olmayı değil, insanı anlamayı, hikâyeler yaratmayı ve markalara değer katmayı amaçlayan bir düşünceyle ortaya çıkmış. Bengisu Akbulut’un ifadesiyle;
“Fijital İşler’i kurarken bir ajansan fazlası olmayı; markalara değer üreten, stratejiyle hikâyeyi buluşturan, dijitalle fizikseli anlamlı bir çizgide birleştiren bir yol arkadaşlığı sunmayı ve buna bağlı bir platform oluşturmayı hedefledim. Pazarlama ve iletişim, benim için başından insanı anlamakla ilgiliydi. Akademik yolculuğum ve beyaz yaka bir pazarlama yöneticisi olarak edindiğim deneyimler, bu anlamı derinleştirme ve bir temele oturtma imkânı sundu. Ama işin çözüm sunan tarafında olmak da eksik kalmamalıydı ve teorik bilgimle edindiğim sektörel deneyimleri pratikte bütüncül olarak uygulama fırsatını yakalamak için kendi markamı kurmalı, asıl başarı hikayemi kendi markam üzerinden yazmalıydım.“
“Dijitalde var olmak yetmezdi; iz bırakmak, fark yaratmak ve pazarlamanın her bileşenine dokunabilmem gerekiyordu. “Fijital” oluşumuz tam da buradan geliyor: Gerçek hayatla dijital dünyanın harmanlanması, uyum içinde adeta dans etmesi…“
“Bugün Fijital İşler, yalnızca strateji üreten bir yapı değil; kendi yolunu çizen kadınların, yeni nesil yaratıcıların, sürdürülebilir işlerin buluşma noktası. Her işte biraz akademik titizlik, biraz sahadan tecrübe ve bolca emek var.”
“Görünmez bariyerlerle sessizce mücadele etmek”
Akbulut, bir kadın girişimci olarak, iş hayatında karşılaştığı zorluklarla mücadelesini şu sözlerle açıklıyor;
“Kadınlar olarak üzerimize giydiğimiz diğer rollerde olduğu gibi, erkeklere oranla çok daha fazla şekilde kendimizi sürekli ispat etmeye çalışmak, bazen de görünmez bariyerlerle sessizce mücadele etmek durumundayız. Bu gerçeği yok saymak bence hayalcilik olur. Ne var ki asıl olan meziyet bir şeylere ya da birilerine rağmen başarılan, kazanılan şey’lerden ibaret değil mi? Her “olmaz” diyen sesin karşısına, kendi “neden olmasın?” sorumla çıktım. Kolay olmadı, hâlâ da çok kolay olduğunu söyleyemem. Ama hiçbir başarı da zaten kolay gelmiyor. Ayrıca görece az da olsa, bizi destekleyen ve bize güvenen insanlardan – en başta da kendimizden- güç bularak yola devam etme cesaretini her zaman göstermeliyiz. En azından ben, gücümün tahmin ettiğimden çok daha fazla olduğunu hep böyle keşfettim.”
“Kadın gibi yönetmek”
Kadınların lider konumunda daha fazla yer alabilmesi için, toplum bazında adil yaklaşımların ve cinsiyet eşitliğinin önemini vurgulayan Akbulut;
“Bu konuya iki kola ayırarak değinmek isterim. İlk ve bana göre en önemli kolda liyakat ve adalet kavramları geliyor. Zaten toplumda, iş dünyasında her konuda tamamen adil yaklaşımlar olduğunda işin liderlik boyutunda kimlerin ön saflarda bize yol gösterdiğini tartışmayacağız bile.”
“Diğer yandan ikinci kola geçersek kadınların karar verici pozisyonlarda daha fazla yer alması için önce kalıpların değil, potansiyelin konuşulması gerekiyor. “Kadın gibi yönetmek” diye küçümsenen bir ifade kullanılabiliyor. Oysa bu sözün cinsiyetçi olması bir yana hadi doğru olduğunu kabul edeceğimiz bir noktada dursak bile bu bir zayıflık olmaktan çok uzak; empatiyle, stratejiyle, sürdürülebilirlikle yönetmek anlamına gelirdi. Bunun için sadece kadınların değil, herkesin zihin yapısının dönüşmesi şart. Eğitimde, iş yerinde, karar mekanizmalarında kadınların sadece sayısını değil, söz hakkını da artırmalıyız.“
“Ben kendi yolculuğumda gördüm ki, kadınlar alan açıldığında değil; alanı kendileri açtıklarında güçleniyor. O yüzden rol modellerin çoğalması, kadınların birbirini yalnız bırakmaması ve özellikle genç kadınlara “senin sesin önemli” denmesi çok kıymetli. Gerçek değişim, temsilden öte, temsilin içerikle buluştuğu yerde başlıyor. Ve o içerik, kadınların kendi hikâyeleriyle yazılıyor.”

“Her şeyden önce empati kurmak, satış yapmaktan çok hissettirmek önemli”
Pazarlama stratejilerinin en temelinde insan psikolojisini anlamak ve empati kurabilmek olduğunu belirten Akbulut, tüketici davranışlarını anlamak ve yönlendirmek üzere başvurduğu yöntemleri şu sözlerle ifade ediyor;
“Pazarlama benim için stratejik adımların ve verilerin yanında, insana bakabilme, görebilme ve söylenmeyeni de duyabilme meselesi. Şu bir gerçek ki insan rasyonel bir varlık olmaktan çok uzak. Biz duygusal canlılarız. Bu sebeple insan psikolojisini anlamadan yapılan her kampanya eksik kalmaya mahkûm bana göre. Burada biraz daha geniş düşünelim ve işin başına dönelim: Firmalar da bir tüzel kişilik. Firmalar, onların oluşturmak istediği markalar, markaların altındaki ürünler… Hepsini yaşayan birer organizma olarak görebiliriz ve strateji geliştirirken her zaman onların sağlıklı bir yaşam sürmesi, bu yaşam içerisinde de ekosisteme sağladığı katkı ve değer üzerine odaklanmayı tercih ediyorum. Burada da en çok değeri tüketiciye sağlayacağı formüller üzerine çalışmak, birincil görevimiz elbet.”
“Tüketici davranışlarını anlamak için içgörüye dayalı araştırmalara, nöropazarlama verilerine ve dijital analiz araçlarına başvuruyorum. Ama hepsinden önce, empati kuruyorum. Öyle ya hepimiz de bir yandan tüketici değil miyiz? Çünkü hedef kitle gibi düşünebilmek son derece kritik öneme sahip. Bu yüzden Fijital İşler’de markalara, “sadece ne sattığınız değil, nasıl hissettirdiğiniz önemli” diyoruz. Ve tam da bu yüzden pazarlama stratejilerimizi insan odaklı kuruyoruz.”
“Fijital İşlerin DNA’sı”
Pazarlamanın her fonksiyonuna dair sundukları bilgi ve kaynaklarla; yenilikçi, kapsamlı ve sürdürülebilir bir rehber olmayı misyon edinen Fijital İşler, 3 ana odak noktasında ilerliyor;
“Fijital İşler’i markaların sürdürülebilir başarılarının rehberi olarak konumlandırmak istiyorum. Bu rehberlikte de odağımızda üç başlık bulunuyor. İlki yerel markaları, kadın girişimcilerin kurduklarını da önceliklendirerek, küresel sahnede görünür kılmak; yani ihracat pazarlaması ve uluslararası pazarlamada markalara yol arkadaşlığı yapmak. İkincisi kurulduğumuz günden bugüne ve aslında hem benim hem Fijital İşler’in yaşam döngüsü boyunca devam edecek şekilde toplumsal fayda yaratan projelere iletişim gücüyle destek vermek. Elbette olmazsa olmazımız, üçüncü nokta da genç yetenekleri sistemin dışında değil içinde tutacak alanlar açmak. Bunların hepsi Fijital İşler’in yol haritasında ve hatta daha iddialı söylemem gerekirse DNA’sında yer alıyor.”

Fijital İşler Kurucusu Bengisu Akbulut;
“Her kadının içindeki gücü keşfetmesini diliyor ve sayısız kadının başarı hikayelerini dinleyeceğimiz zamanların gelip hiç de geçmemesini umut ediyorum.”
Kadınların hikâyelerine güç vermek için yola çıkan KadınKöy olarak, bu özgün girişimcilik yolculuğunun sesini duyurmaya ve güçlendirmeye devam ediyoruz; çünkü potansiyelini gerçekleştiren her kadın, hepimize ilham veren ortak bir geleceğin kapısını aralıyor.














