Yazar: 3:16 pm Köşe Yazıları

“Pretty Privilege”: Avantaj gibi görünen baskı

“Pretty Privilege” Türkçede genellikle “güzellik ayrıcalığı” olarak çevrilir. Bu kavram, toplumun güzel bulduğu kişilere daha olumlu yaklaşması, onları daha başarılı, daha sempatik ya da daha değerli görmesi anlamına gelir. Ancak feminist açıdan bakıldığında mesele yalnızca “güzel insanların avantajlı olması” değil; kadınların değerinin görünüş üzerinden kurulmasıdır.

“Pretty Privilege” gerçekten sadece “güzel olmak” mı?

Toplum kadınlara çok küçük yaşlardan itibaren aynı şeyi öğretiyor: Güzel görünmek önemlidir. Hatta çoğu zaman yalnızca önemli değil, bir gereklilikmiş gibi hissettiriliyor. Güzel olduğunda daha çok sevileceğin, daha çok kabul göreceğin, daha değerli hissedeceğin fikri sürekli yeniden üretiliyor. Böyle büyüyen kadınların da zamanla görünüşlerini yalnızca bir özellik gibi değil, hayatta kalma biçimi gibi görmeye başlaması şaşırtıcı değil. İşte “pretty privilege” denilen kavram tam olarak burada ortaya çıkıyor. Toplumun güzel bulduğu insanlara daha iyi davranılması, daha çok ilgi gösterilmesi, daha sempatik ya da daha başarılı görülmesi… Özellikle kadınlar için görünüş çoğu zaman karakterin, zekanın hatta değerin önüne geçebiliyor. Ama bu mesele dışarıdan göründüğü kadar basit değil.

Kadınların görünüşü neden bu kadar önemli hale getirildi?

Bir kadın güzel bulunduğunda insanlar ona daha nazik davranabiliyor. Daha fazla dikkat görüyor, daha kolay kabul ediliyor, bazen daha “değerli” hissedebiliyor. Fakat tam da burada düşünülmesi gereken başka bir şey var: Neden kadınların değer görmesi bu kadar görünüşe bağlı? Çünkü kadınlar tarih boyunca yalnızca fikirleriyle değil, bedenleriyle değerlendirildi. Nasıl göründükleri, nasıl giyindikleri, ne kadar “çekici” oldukları sürekli konuşuldu. Bir erkeğin başarısı övülürken, kadınların önce görünüşü yorumlandı. Güzel olmak kadınlar için çoğu zaman bir avantaj gibi gösterildi ama aynı zamanda bir zorunluluğa dönüştürüldü. Pretty Privilege yalnızca “güzel kadınların avantajlı olması” değil; kadınların değerinin görünüş üzerinden kurulması meselesi.

Güzellik bir standart haline geldiğinde

Sorun sadece güzel insanların ilgi görmesi değil. Sorun, güzelliğin bir standart haline gelmesi. Çünkü toplum kadınlardan yalnızca var olmalarını istemiyor aynı zamanda güzel, bakımlı, genç, ince ve çekici görünmelerini de bekliyor. Bu standartlara yaklaşan kadınlar ödüllendirilirken, yaklaşmayan kadınlar çoğu zaman görünmez hale geliyor. Bu yüzden birçok kadın sürekli kendini değiştirmeye çalışıyor. Daha güzel görünmek için zaman harcıyor, para harcıyor, kendini yetersiz hissediyor. Çünkü sistem kadınlara hep aynı şeyi söylüyor: Ne kadar güzelsen, o kadar kabul edilirsin.

Bu bir ayrıcalık mı, yoksa baskı mı?

Pretty privilege bazen gerçekten avantaj sağlayabiliyor olabilir. Ama feminist açıdan bakıldığında mesele yalnızca avantaj değil. Çünkü bu sistem aynı zamanda kadınları görünüşlerine bağımlı hale getiriyor. Kadınların özgüveni, değeri ve hatta gördüğü saygı çoğu zaman fiziksel görünüşleriyle ilişkilendiriliyor. Bu yüzden birçok kadın yalnızca kendisi olmak yerine, sürekli “yeterince güzel” olmaya çalışıyor. Bu durum kadınları birbirleriyle yarışmak zorunda bırakan bir sisteme dönüşüyor. Çünkü patriyarka kadınları yalnızca erkeklerin bakışıyla değerlendirmiyor; kadınların da kendilerini sürekli o bakış üzerinden değerlendirmesine neden oluyor.

Kadınlar insan olmadan önce “güzel” olmak zorunda bırakılıyor

Belki de en yorucu kısmı bu. Kadınların zekasından, yeteneklerinden ya da karakterinden önce görünüşünün konuşulması. Güzel bulunduğunda daha çok değer görmesi ama aynı zamanda sürekli güzel kalmak zorunda hissettirilmesi. Bu yüzden pretty privilege yalnızca bireysel bir deneyim değil. Kadınların bedenleri üzerinden kurulan büyük sistemin bir parçası.

Bakıldığında asıl problem, kadınların güzel bulunmasının değil; güzel bulunmadıklarında daha az değer görmelerinin normal kabul edilmesi.

Kaynakça: time.com

Visited 4 times, 1 visit(s) today
Close