Yazar: 10:47 am Köşe Yazıları

Kadınlara dayatılan “genç olma” gereksimi

“Kadınlar, yaşlandıkça toplum tarafından daha fazla dışlanır; çünkü onların değerleri, gençlikleriyle sınırlıdır.”

-Simon de Beauvoir

Toplum, kadınlara gençlikleri boyunca değer biçen bir bakış açısı dayatır. Hayattaki konumlarını gençlik, güzelliklik, canlılık gibi kavramlara indirger. Erkekler yaş aldıkça karizmatikleşmekle ödüllendirilirken kadınlar sadecegüzel yaşlanmamaklasuçlanır. Orta yaş aktörler kendilerinden onlarca yaş küçük kadınlarla partner olabilirken sektördeki orta yaş kadınlara yalnızca onların “annesi” rolü uygun görülür.

Yaşlılık hep korkulan, kaçılan, konusu açıldığında kapatılan bir kavram olarak aktarılır. Belki de Beauvoir, yaşlılık hakkında yazarken bu yüzden çok tepki çekmiştir. Henüz bazı kesimler tarafından yaşlı bile sayılamayacak bir kadın neden durduk yere bu korkulu rüyadan bahsediyordur ki zaten?

“Bir yasak, bir tabuydu yaşlılık konusu. Hiç yanaşmamak gerekirdi. Bu düşüncelere kanmadım. Hatta öfkelendim de böyle düşünüldüğü için. Kimsenin göze alamadığı bu soruna yaklaşmak gerektiği kanısındayım.”

-Simon de Beauvoir

Beauvoir’e göre yaşlılığı çizip belirlemek kolay değildir. Bu biyolojik olay sonucu yaşlı insan organizması bazı özellikler gösterir ve yaş aldıkça insan psikolojisi birtakım farklı sonuçlar doğurur.

Yaşlılığın varoluşçu boyutu

“İhtiyarlık, bireyin zamanla olan ilişkisini; yani, dünyayla ve kendi öz tarihiyle olan ilişkisini değişikliğe uğratır.”

-Simon de Beauvoir

Yaşlı insan zamanın geçişini ve kendi ölümlülüğünü daha somut bir şekilde hisseder ve toplum tarafından “görünmez” hâle getirilip kendi benliğini sorgular. Bireyin özgürce eylemde bulunma kapasitesinin sınırlanması kişinin dünyadaki rolünü sorgulamasına neden olur. Sadece biyolojik değil kültürel bir olgu da olan yaşlılık, bireye toplum tarafından bazı zorunluluklar yüklenmesiyle sonuçlanır.

Yaşlı insanın çalışabileceği işler ve katılabileceği etkinlikler kısıtlanır. Bir nevi kendi komünitelerini oluşturmaları beklenir. Kadınların yaşlanma süreci, sadece biyolojik bir değişim değil aynı zamanda toplumsal bir dışlanma sürecidir. Peki kapitalist sistemin yaş alan kadınlar üzerindeki baskıda rolü nedir?

Görsel kaynak: pexels.com

Yaşlılık karşıtı güzellik endüstrisi

Sistem, yaşlılığı yenilmesi gereken bir sorun olarak sunar. Kozmetik ürünler, estetik ameliyatlar, anti-aging kremler, saç boyaları ve besin takviyeleri aracılığıyla kadınlara sürekli “genç kal” mesajı verilir. Bu mesaj, yaşlanmayı doğal bir süreç olarak değil, bir başarısızlık olarak sunar.

Kadınlar, toplumun gençlik ve güzellik standartlarına uymak için sürekli harcama yapmaya, görünüşlerini değiştirmeye hatta gizlemeye yönlendirilir. Bu durum, özgüven ve özdeğer üzerinde baskı yaratır. Yaşlı kadınlar görünmezleşirken, yaşlanmayı ertelemeye yönelik bu endüstri, onların doğal varoluşlarını ve kimliklerini daha da görünmez kılar.

“Güzellik, kadınların en önemli sermayesidir; yaşlandıkça bu sermaye değer kaybeder.”

-Simon de Beauvoir

Kadınların yaşlanması hâlâ toplumsal bir tabu olmaya devam ediyor ancak bu süreci kabul etmek ve görünür kılmak sadece bireysel özgürlüğü değil, toplumsal algıları da dönüştürebilir. Beauvoir’in de işaret ettiği gibi, yaşlılık korkulacak bir rüya değil, yaşamın doğal ve değerli bir evresidir. Kadınların deneyimleri ve birikimleri, toplumun gençlik ve güzellik takıntısının ötesinde görülmeli ve saygı görmelidir.

Kaynakça:

Beauvoir, S. de. (2020). Yaşlılık (Çev. Şirin Tekeli). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Görsel kapak:

pexels.com

Visited 26 times, 1 visit(s) today
Close