Yazar: 1:08 pm İnceleme-Eleştiri

68 kuşağının neşeli olmayan feministi: Agnés Varda

Aslen fotoğrafçı olan Varda , yeni dalganın devam ettirdiği eril sinema dilinden sıyrılıp kendi sinemasını oluşturan tek kadın yönetmen olmasıyla konuşulur. Döneminin radikal feministleriyle aynı politik yerde duran erkeklerinin sinema söz konusu olduğunda kadını yine nesne olarak konumlandırdıklarını görmüştür. Bu duruma kayıtsız kalamayan yeni dalganın babaannesi, kamerasıyla öfkesini aktarır. Sürekli sokaklarda başıboş dolaşan, çatkapı giden, asi erkek kahramanlar gören bizlere de nefes aldırır. Canım Varda!

Doğum günü vesilesiyle tekrar andığımız Varda’nın 4 filmini sizler için derledim.

1 – Sans toit ni loi / Vagabond (1985)

Listeyi tabiki de favori Varda filmimle başlatıyorum. Film, Mona’nın ona ‘bahşedilen’ hayatı tüm olanaklarıyla bırakıp cebinde beş kuruş olmadan sadece bir sırt çantasıyla yollara düşmesini konu alır. Fakat bunu Mona’nın ölü bulunduğu sahneden itibaren geriye sararak yapar. Film boyunca süren dinginlik Mona’yı bir kahraman ya da kurban olarak göstermez, onu olduğu gibi tüm sertliğiyle anlatır. Sistemin iki yüzlü çarkında kendine bir yer arayan Mona sonunda iki karışlık bir toprak bulabilir. Kimine göre serseri, kimine göre özgürlüğüne düşkün olarak…

Görsel kaynağı: austinchronicle.com

2-Jacquot de Nantes (1991)

Varda’nın eşine verebileceği en güzel hediye bu film dersek abartmış olmayız. Çünkü pek sevgili eşi Demy film çekildiği sırada ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyordu. Varda, filmde Demy’nin çocukluk yıllarını, Nantes kentinde geçirdiği zamanı anlatır. Ve bu anıları sinematografik olarak yeniden canlandırır. Varda filmde Demy’nin hasta haline de yer verir, film boyunca hem bir çocuk hem de ölüm döşeğindeki bir adam olarak görürüz. Jacques’in sinema yapma arzusu, Varda’yı yönetmen kimliğinden çıkarıp bir tanık olarak tutar . Biz de mendillerimizi hazırlayıp bu tanıklığa dahil olabiliriz. Gözyaşlarımız eşliğinde.

Görsel kaynağı: blu-ray.com

3- Les Glaneurs et la Glaneuse / The Gleaners and I / Toplayıcılar ve Ben (2000)

Filmin başlığına ‘ben’ i ekleyen Varda , bu sefer kendini de kameranın önüne koyuyor. Bu da kendini bir toplayıcı , ‘anı toplayıcısı’ olarak tanıtmasından ileri geliyor. Eline aldığı kamerayla Fransa’nın çeşitli yerlerini gezerek buralarda pazardan atılan yiyecekleri toplayan , sokaktan eşya toplayan gibi toplayıcı olarak nitelendirdiği insanları çeker. Kendisini ‘anı toplayıcısı’ olarak lanse etmesi de çok haklı ve melankolik bir yerden olur.

Görsel kaynağı: terraincognitaa.wordpress.com

4- Le Bonheur /Happiness / Mutluluk (1965)

Bir aldatma üzerinden başlayan hikaye bir trajediyle sonuçlanır. Ve Varda bunu alay edercesine iç açıcı görseller ve renkli bir atmosferde işler. Filmdeki erkek karakter François evli ve iki çocukludur. Bir gün o koca gönlüne(!) birini daha alır: Emelié . Erkeğin gözünde sadece mutluluğuna mutluluk katmak olan bu davranış yarattığı biçim ve anlatıdaki tezatlıkla ahlak kavramlarını yeniden sorgulatır. Filmdeki fotoğraf kareleri , Varda’nın fotoğrafçılıktan geldiğini tekrar hatırlatıyor.

Görsel kaynağı: mubi.com

Kapak görseli: artforum.com

Visited 20 times, 1 visit(s) today
Close