Yazar: 11:42 am Haberler

Milim Milim Büyüyen Hayatlar: Engelli Çocuk Annelerinin Sessiz Mücadelesi

Toplumdan dışlanma, maddi yetersizlik, tükenmişlik… Engelli çocuk sahibi anneler, sadece birer ebeveyn değil; aynı zamanda bakıcı, öğretmen, terapist ve çoğu zaman yalnız bir savaşçı. Engelliler Haftası kapsamında konuştuğumuz anneler, görünmeyen emeklerini, yaşadıkları zorlukları ve beklentilerini tüm çıplaklığıyla anlattı.

Engelli bir çocuğun annesi olmak, sadece bir ebeveynlik meselesi değil; bir ömür süren tam zamanlı bir sorumluluk. Bu yükün neredeyse tamamını omuzlayan anneler, toplumsal dışlanmadan maddi yetersizliklere, devlet desteğinin eksikliğinden psikolojik tükenmişliğe kadar birçok cephede mücadele veriyor.

“Engelli anneleri güçlü kadınlar ama destek olunmalı her anlamda.”

Bu sözler, engelli çocuk annesi Şerife Deveci’ye ait. Haberin devamını okurken bu sözün unutulmaması gerektiğini hatırlatmak isteriz.


“Bir Harfi Öğrenmesi İki Yıl Sürebiliyor”

“Kalem tutacak ya, onu belki de çok uzun bir dönemde öğreniyor. ‘E’ harfini çıkarması, belki de iki senesini alıyor.”

Anne G.Ş.’ye göre, engelli bir çocuğu büyütmek milim milim ilerleyen, sabırla örülen uzun bir yolculuk. Fakat çocuklarında gördükleri en ufak bir ışık bile onlar için tüm bu çabaya değiyor, azimlerini ve umutlarını asla kaybetmemelerini sağlıyor.

Günlük yaşamları saat saat planlanmış bu anneler için en büyük sorunlardan biri, toplumun anlayışsızlığı.

Güne sabah 04.00’te çocuğunun ağlamasıyla başlayan G.Ş., hem fiziksel hem de duygusal yükün ağırlığını tarif ediyor. Bir AVM’ye ya da kuaföre gitmenin bile büyük meseleye dönüşebildiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Otobüse biniyoruz, ‘Bu çocuk neden oturuyor, kalksın’ diyorlar. Çocuğum bir şeye dokunmak istiyor, hemen tepki veriyorlar. Belki sevgiyle dokunmak istiyor. Ama insanlar anlamıyor.”

Anneler, çocuklarıyla birlikte topluma karışmak istiyor ama yargılayıcı bakışlar, dışlanma ve ayrımcılık bu arzunun önüne geçiyor.

“AVM’ye gitmek istiyoruz, ama zarar vereceği düşüncesiyle yargılayıcı bakışlara maruz kalıyoruz.”

Anneler toplumdan sadece ayrıştırılmamayı bekliyorlar. Başka hiçbir istekleri yok.

Maddi Zorluklar: “10 bin lirayla nasıl geçinilir?

Şerife Deveci, devletin verdiği evde bakım maaşı dışında hiçbir destek almadığını belirtiyor:

“Devletten 10.135 TL alıyorum. Çocuğumun özel ihtiyaçları var; örneğin yiyecek seçiyor. Marketten onun istediği birkaç şeyi alınca bin – iki bin lira gidiyor. Geri kalanla fatura mı ödeyeyim, kirayı mı, geçimi mi sağlayayım?”

Birçok annenin sosyal hayata ve iş yaşamına katılamamasının temelinde, çocuklarını bırakabilecekleri güvenli bir ortamın bulunmaması yatıyor:

“Kuaföre gidemiyorum, hastaneye gidemiyorum. Çünkü çocuğumu bırakacak yerim yok. Gündüz bakım evleri olmalı, kamera sistemleriyle güvenilir olmalı. Biraz nefes almaya çok ihtiyacımız var.”

Babaların Yokluğu, Annelerin Yalnızlığı

Annelerin yükünü artıran bir diğer gerçek ise babaların sürece dahil olmaması.

G.Ş., eşinin desteğini vurgularken birçok annenin bu şansa sahip olmadığını, bazı annelerin tamamen yalnız bırakıldığını da ekliyor:

“Eşim sağ olsun çok destek oldu ama birçok kadın eşinden ayrılıyor ya da tamamen yalnız kalıyor. Her şey annelerin sırtında.”

Eğitimde Eşitsizlik ve Sistem Sorunları

Devlet okullarında sunulan özel eğitim hizmetlerinin sürelerindeki yetersizlik de annelerin sıkça dile getirdiği bir diğer sorun.

“Haftada sadece 90 dakika özel eğitim alıyorlar. Özel derse göndermek istesek çok pahalı. Mezun olduktan sonra gidebilecekleri bir yer yok. Mezunlar okulu bile kapanmış. Çocuklar ortada kalıyor.”

Anneler, özellikle çalışan anneler için gündüz bakım evlerinin şart olduğunu, ancak hem kapasite hem de güvenlik açısından yeterli kurum olmadığını belirtiyor.

“Bir milim ilerleme bizim için dev bir adım.”

Engelli çocukların gelişimi yavaş ama özveriyle ilerliyor.

“O kaşığı tutması, kendi yemeğini yemesi, tuvaletini söylemesi… Bunlar bizim için mucize gibi şeyler,” diyor anneler.

Her küçük adım, büyük bir zafer anlamına geliyor.

“Benden sonra ne olacak?”

Tüm annelerin içinde aynı endişe var:

“Şu an biz varız. Geziyoruz, ilgileniyoruz. Ama bizden sonra ne olacak? O zaman ne yapacak bu çocuklar?”

Bu soruya hâlâ net bir yanıt verilemiyor.

Anneler, çocuklarının ileride de güvende, eğitimli ve destekli bir yaşam sürebilmesi için devletin kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmesini istiyor.

Sessiz Mücadele Görünür Olmalı

Anneler, medyada yeterince yer bulamadıklarını dile getiriyor. Toplumun bilinçlenmesinin ve devletin daha kapsayıcı politikalar üretmesinin en önemli adımlarından biri, bu görünmeyen emeği görünür kılmak.

Engelli annelerini sadece “annelik” rolüyle sınırlamak, verdikleri emeği küçümsemek olur. Onlar aynı zamanda birer öğretmen, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve hak savunucusu. Ve her biri, bu ülkenin güçlü, dirençli sessiz kahramanları.

Visited 14 times, 1 visit(s) today
Close