Yazar: 12:24 pm Kültür-Sanat

Nilbar Güreş: Şefkatin, direnişin ve görünmeyen hikâyelerin peşinde

Bir bakış yalnızca görmek değil, anlamak da olabilir. Nilbar Güreş sanatı ile; kadınları, bedenleri, kimlikleri ve gündelik hayatın görünmeyen güç ilişkilerini yeniden düşünmeye davet ediyor.

“Gözlerinizden Öperim”: Kimliklere, sınırlara ve bakışlara yeniden bakmak

Sanat tarihi boyunca kadınların, bedenlerin ve kimliklerin nasıl temsil edildiği; kimin görünür, kimin görünmez kaldığı önemli tartışma alanlarından biri oldu. Nilbar Güreş‘in üretimi de tam olarak bu görünürlük meselesinin etrafında şekillenir. Sanatçı; fotoğraf, video, performans, kolaj, tekstil, heykel, resim ve yerleştirme gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek gündelik hayatın içinde saklı kalan güç ilişkilerini, toplumsal cinsiyet rollerini, kültürel aidiyetleri ve görünmez bırakılan deneyimleri araştırır.

Yaklaşık yirmi yıldır uluslararası sanat ortamında üretimlerini sürdüren Güreş, kişisel hikâyeler ile toplumsal meseleler arasında güçlü bağlar kurar. Çalışmaları yalnızca kadınların deneyimlerine değil; göç, yerinden edilme, kültürel kimlik, etnik aidiyet, queer deneyimler ve farklı yaşam biçimlerinin görünürlüğüne de odaklanır. Sanatçı, büyük politik söylemler yerine gündelik hayatın sıradan görünen anlarından yola çıkarak izleyiciyi toplumsal normları yeniden düşünmeye davet eder.

Gündelik olanın içindeki politik hikâyeler

Nilbar Güreş’in sanat pratiğinin merkezinde gündelik yaşamın çoğu zaman fark edilmeyen ayrıntıları bulunur. Ev içi alanlar, beden, kıyafetler, kumaşlar, jestler ve sıradan nesneler onun işlerinde yalnızca estetik unsurlar değil; toplumsal hafızanın ve kültürel kodların taşıyıcıları hâline gelir. Sanatçı bu meseleleri doğrudan didaktik bir dille ele almak yerine mizah, ironi ve şiirsel anlatım aracılığıyla görünür kılar. Bu yaklaşım, izleyiciyi tek bir doğruya yönlendirmek yerine farklı okumalara açık bir alan oluşturur.

Nilbar Güreş eserlerinde gündelik yaşamın en sıradan hareketleri bile toplumsal rollerin nasıl üretildiğini ve tekrarlandığını görünür hâle getirir. Böylece olağan kabul edilen davranışların aslında kültürel olarak öğrenildiği ve yeniden üretildiği sorgulanır. Sanatçının “Unknown Sports” serisi bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biridir. Nilbar Güreş, gündelik yaşamın sıradan hareketlerini performatif eylemlere dönüştürerek ev işleri, bakım emeği ve bedensel jestleri birer spor dalı gibi yeniden kurgular. İlk bakışta mizahi görünen bu çalışmalar, toplumsal cinsiyet rollerinin nasıl doğal ve değişmez kabul edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış sunar. Mizah burada yalnızca güldüren bir unsur değil; toplumsal normları görünür kılan güçlü bir politik araç hâline gelir.

“Gözlerinizden Öperim”: Bir yakınlık biçimi olarak sanat

Nilbar Güreş, 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda “Gözlerinizden Öperim” başlıklı kişisel sergisiyle Türkiye’yi temsil ediyor. Küratörlüğünü Başak Doğa Temür’ün üstlendiği sergi, sanatçının farklı dönemlerden seçilen eserlerini yeni üretimleriyle bir araya getiriyor. Sergide heykel, yerleştirme, resim, kâğıt üzerine karma teknik ve kumaş üzerine karma teknik çalışmalar yer alıyor.

Serginin adı, Türkçede mektupların ya da konuşmaların sonunda kullanılan “gözlerinden öperim” ifadesinden geliyor. Bu ifade yalnızca bir sevgi sözü değildir; karşısındaki kişiye sahip olmadan, onu küçültmeden ve mesafeyi koruyarak kurulan bir yakınlık biçimini de ifade eder. Bienalin kavramsal çerçevesi de tam olarak bu düşünce üzerine kuruludur: Bakış, denetleyen ya da sahiplenen bir araç değil; karşısındakine yaklaşmanın, onu tanımanın ve varlığını kabul etmenin bir yolu olabilir. Bu yaklaşım, Güreş’in sanat pratiğiyle doğrudan örtüşür. Sanatçı ele aldığı kimlikleri tek bir tanımın içine hapsetmek yerine onların çok katmanlı yapısına, çelişkilerine ve farklı deneyimlerine alan açar. İzleyiciyi yalnızca eserleri izlemeye değil, kendi bakış biçimini de sorgulamaya davet eder.

Bakışın değiştirilmesi: Kadın, beden ve kimlik

Nilbar Güreş’in eserleri feminist sanat tartışmaları açısından değerlendirildiğinde, yalnızca “kadın meselelerini anlatan” çalışmalar olarak değil; temsil biçimlerini dönüştüren üretimler olarak okunabilir. Sanatçı, kadın bedenini pasif bir nesne olarak sunan geleneksel bakışa karşı; bedeni hafızanın, deneyimin ve direnişin taşıyıcısı olarak ele alır. Ancak Güreş’in üretimi bununla sınırlı değildir. Özellikle son dönem çalışmalarında göç, yerinden edilme, kültürel aidiyet, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve queer kimlikler de önemli bir yer tutar. Sanatçı farklı toplumsal grupların görünürlüğünü artırırken onları tek tip kimlikler olarak temsil etmekten kaçınır; her bireyin deneyiminin kendine özgü olduğunu hatırlatır. Kumaşlar, giysiler, desenler ve gündelik nesneler bu nedenle yalnızca biçimsel tercihler değildir. Onlar, kişisel hafızanın olduğu kadar kolektif belleğin de taşıyıcılarıdır. Güreş, bireysel hikâyeler aracılığıyla daha geniş toplumsal ve politik meselelerle ilişki kurar.

Kumaş, zanaat ve hafıza

Nilbar Güreş’in üretiminde tekstil ve el işi teknikleri ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Sanatçı, kariyerinin ilk dönemlerinden itibaren kumaş üzerine kolajlar, nakışlar ve farklı tekstil uygulamalarıyla çalışır. Bu tercih yalnızca estetik bir karar değildir; tarih boyunca kadınlarla özdeşleştirilen dikiş, nakış ve ev içi üretim pratiklerini sanatsal ve politik bir ifade alanına dönüştürür. Uzun yıllar boyunca çoğunlukla zanaat ya da dekoratif sanat kapsamında değerlendirilen bu üretim biçimleri, Güreş’in işlerinde kadın emeğini, bakım ilişkilerini, kültürel aktarımı ve gündelik yaşamın görünmez yüklerini görünür kılan güçlü bir anlatım aracına dönüşür. Bu yönüyle Güreş, 1970’lerden itibaren tekstil, nakış ve el işini feminist bir bakışla yeniden değerlendiren sanatçılarla ortak bir düşünsel zeminde yer alır. Onun eserlerinde kumaş yalnızca üzerine çalışılan bir yüzey değil; hafızayı, göçü, aidiyeti ve kuşaklar arasında aktarılan deneyimleri taşıyan yaşayan bir malzemeye dönüşür. Böylece tarihsel olarak “ev içi” ve “zanaat”la ilişkilendirilen üretim biçimleri, çağdaş sanatın eleştirel ve dönüştürücü araçlarından biri hâline gelir.

Sessiz ama güçlü bir direniş

Nilbar Güreş’in sanatı yüksek sesli sloganlardan çok, dikkatli bakmayı öneren bir direniş biçimi kurar. Mizahı, şiirselliği ve şefkati dışlamadan politik bir alan açar; kırılgan görünen anların aslında güçlü dönüşüm noktalarına dönüşebileceğini gösterir. Sanatçının üretiminde mizah, yalnızca estetik bir tercih değildir. Gündelik yaşamın absürt yönlerini görünür kılarak toplumsal normların doğallığını sorgulayan eleştirel bir yöntemdir. Böylece izleyici, tanıdık gelen sahnelerin ardındaki güç ilişkilerini yeniden düşünmeye başlar. “Gözlerinizden Öperim” başlığı da bu yaklaşımın bir uzantısıdır. Görmenin yalnızca bakmak değil; özen göstermek, yaklaşmak ve karşısındakinin varlığını kabul etmek anlamına gelebileceğini hatırlatır.

Nilbar Güreş’in sanatı, görünmeyen hikâyeleri görünür kılmanın ötesinde, görme biçimlerimizin nasıl kurulduğunu sorgulamaya davet eder. Belki de bu yüzden eserleri kesin cevaplar vermekten çok, izleyicinin kendi bakışını yeniden düşünmesini sağlayan açık bir diyalog alanı yaratır.

Kaynakça:

  • Nilbar Güreş Resmî Web Sitesi – Biography, Selected Texts & Interviews.
  • Venedik Bienali Türkiye Pavyonu – Gözlerinizden Öperim sergi sayfası ve kavramsal çerçeve.
  • İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) – 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu duyuruları ve basın metinleri.
  • Duygu Ula, Nilbar Güreş ile söyleşi.
  • Başak Doğa Temür, “Gözlerinizden Öperim” sergisi kavramsal metni.
  • iksvphoto.com

Kapak Görseli: art50.net

Visited 2 times, 2 visit(s) today
Close