Yazar: 10:35 pm Köşe Yazıları

Son dönemin influence hareketi: Erkliği besleyen açıklamaların kanıksanması


Ben de çoğumuz gibi ‘kaydırırken’ denk geldiğim bir şeyden bahsedeceğim size. Videoda ünlü kadın bir sima , başka ünlü kadın bir simaya ‘erkekler prenses oldu’ şeklinde bir açıklamada bulunuyor. O da diğer kadın arkadaşını onaylıyor. Daha sonra bu video sosyal medyanın gündemine düşüyor. Sonrasında bu açıklamayı haklı çıkarırcasına üzerinden dönen mavra videolar… Okurken ‘evet,hatırlıyorum ya ’ diye söyleneceğiniz basit bir olayın tehlikesi ardında araladığı şiddette yatıyor.

Ben mi abartıyorum ?

Pek çoğunuz için şiddetten bahsetmem abartı gelecektir. Gelin neden bu kanıya vardığımı aslında bunun bir görüş değil bir olgu olduğunu aşama aşama giderek göstereyim. Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumun kadınlara ve erkeklere yüklediği beklenti, davranış ve sorumluluk kalıplarını ifade eder. Bu roller, biyolojik cinsiyetten ziyade kültürel normlar ve sosyal yapılar tarafından şekillenir. Ki hoş biyolojik cinsiyet kavramı da tartışmalı bir konu olup ‘atanmış cinsiyet’ ifadesini kullanmak daha doğru olacaktır. (Bu konu hakkında daha kapsamlı bilgi için Judith Butler’ın ‘Cinsiyet Belası’ kitabını öneririm). Toplumsal cinsiyet rollerine örnek olarak, kadınların ev işleriyle ilgilenmesi ve duygusal olmaları beklenirken, erkeklerin çalışması ve güçlü olmaları gerektiğinin düşünülmesi verilebilir. Günümüze yaklaştıkça bu kalıpların dışına çıkılmak için hareket edilmekte daha eşit roller için çaba sarfedilmektedir. Belli ki bu çaba o kadar da etkili bir çaba değil, ya da birileri gelip bu çabayı bir çırpıda harcayabiliyor. Bahsettiğim video 2025 yılına ait. Yani tam da günümüz. Romantik bir ilişkide bir kadının ‘prenses’ olması gerektiğini, erkek partnerinin bu rolü üstlendiğini ve artık erkek partnerinin prensesleştiğinden yakınan bir zihniyet var. Sadece geçmişte kaldığını düşündüğümüz fikirleri hortlatmıyor, erkliğin çizdiği sınırların da altını çiziyor.

Erkeklerin prenses olma hakkını kim elinden aldı ?

Ataerki, toplumsal yapının erkek egemenliği temelinde örgütlendiği bir sistemdir. Bu sistemde erkekler, özellikle de baba figürü, aileden başlayarak ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda üstün ve belirleyici konumdadır. Kadınlar ise çoğunlukla ikincil rollere itilir, karar alma süreçlerinden dışlanır ve eril normlara tabi tutulur. Sistemin yarattığı toplumsal cinsiyet rollerine göre bir kadın daima korunan erkek ise koruyan olmalıdır. Bir erkek ‘kadın gibi’ narin ve kırılgan ya da duygusal olamaz. Olursa sistemin dışına itilir, yalnızlaştırılır, tırnak içinde “erkekliğine zeval gelir”.

Erk eken şiddet biçer!

Verilen rolü yerine getiremeyen erkek öfkelenmeye başlar ve sonunda şiddete başvurur. Ülkemizde de ne yazık ki hala çözüme kavuşmayan bir mesele olan kadına şiddet, bu erklik taşıyan söylemlerden güç alır. Bu söylemler şiddeti meşru kılar, ona zemin hazırlar.

Sularımıza mı bir şey kattılar, nasıl farketmedik ?

Sosyal medyanın payı her şeyde olduğu gibi burada da büyük. Bu söylemler ya çok takipçili influencer ya da televizyon ünlülerine ait. Bu insanları takip eden kitle de oldukça genç bir kitle ya da ‘fan’ dediğimiz ne yaparsa yapsın her davranışını onaylayan bir kitle. Haliyle bu açıklamayı da olduğu gibi kabul ediyorlar. Bize de 10 snlik videolarda gülme garantili olarak sunuyorlar. Bir bakıyoruz yüzyıllık tırnaklarla kazıya kazıya bir noktaya gelinmiş mesele, hop başa sarmış bir lakırdı haline geliyor.

Kaynak: Vatandaş, C. (t.y.). Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet rollerinin algılanışı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü.

(https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/100951)

Visited 8 times, 1 visit(s) today
Close