19 il, 3 ilçe, 22 zirve… Bir fikirden Türkiye’ye yayılan çok disiplinli bir kadın platformu: ZİRVEDE KADIN VAR!
Kadınların emeğinin ve başarılarının görünür olması, yalnızca hikâyelerinin anlatılmasıyla değil; bilgiye, dayanışma ağlarına ve yeni fırsatlara erişebilmeleriyle de mümkün. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve ilçelerinde düzenlenen ZİRVEDE KADIN VAR! zirveleri, farklı disiplinlerden kadınları bir araya getirerek bu görünürlüğü kalıcı ilişkilere dönüştürmeyi amaçlıyor.
KadınKöy olarak ZİRVEDE KADIN VAR! Platformu‘nun kurucusu Seyhan Koçak ile platformun ortaya çıkışını, kadın görünürlüğünü, Türkiye’nin farklı bölgelerinde karşılaştığı hikâyeleri, dayanışma ağlarını, ilçe zirvelerini ve ücretsiz çevrim içi eğitimler sunan Akademi’yi konuştuk.

“Bir kadının hikâyesi başka bir kadının hayatındaki yeni bir ihtimale dönüşebilsin istedim”
ZİRVEDE KADIN VAR! Platformu’nun kuruluş hikâyesini, mesleki birikimini ve bu yolculuğun arkasındaki motivasyonu konuştuğumuz Seyhan Koçak, platformun ortaya çıkışını kendi deneyimleri üzerinden anlatıyor:
“Aslında bu soruya cevap verirken biraz geriye, ZİRVEDE KADIN VAR!’dan önceki Seyhan Koçak’a gitmek gerekiyor. Çünkü bu platform benim için bir anda ortaya çıkan bir etkinlik fikri değil yıllar içerisinde yaptığım işlerin, karşılaştığım insanların, edindiğim deneyimlerin ve giderek daha fazla üzerinde düşündüğüm bir meselenin somutlaşmış hâli.“
“25 yılı aşkın süredir insan kaynakları, organizasyonel gelişim ve liderlik alanında çalışıyorum. Kurumsal hayatın farklı kademelerinde görev aldım. Bugün ise kurucusu olduğum Toltek Koçluk Eğitim ve Danışmanlık çatısı altında profesyonel koçluk, eğitim ve danışmanlık çalışmalarımı sürdürüyorum.“
“Meslek hayatım boyunca insanın potansiyelini, gelişimini ve dönüşümünü merkeze alan pek çok çalışma gerçekleştirdim. 16 üniversiteyle çalışma fırsatım oldu, 500’den fazla insan kaynakları öğrencisi yetiştirdim. Kendi kalemimden çıkan 21 farklı eğitim programı tasarladım. İK’ya Dair Sohbetler programında 100 konukla 100 farklı konuyu ele aldık; Koçluk Üzerine Söyleşiler, Değişen Dünyada Yeni Nesil Liderlik programı ve 27 konuşmacıyla gerçekleştirdiğimiz Liderlikte Kelebek Etkisi Zirvesi gibi projeleri hayata geçirdim. Bunları özellikle anlatıyorum çünkü yaptığım bütün işlerin ortak noktasında hep aynı mesele vardı: İnsan, insanın gelişimi ve birbirimizden öğrenmenin yarattığı etki. Fakat yıllar içerisinde başka bir konuyu da giderek daha fazla sorgulamaya başladım. Özellikle kadınların ortaya koyduğu emek, bilgi ve başarı ile bu emeğin görünürlüğü arasında ciddi bir mesafe olduğunu gözlemliyordum. Çok iyi eğitim almış, önemli sorumluluklar üstlenmiş, kendi işini kurmuş, bulunduğu çevrede değer yaratmış ama hikâyesi yeterince duyulmamış pek çok kadın tanıdım. Üstelik bu durum yalnızca iş dünyasında karşımıza çıkmıyordu. Akademide, sanatta, girişimcilikte, üretimde ve hayatın hemen her alanında benzer örnekler vardı. Bir süre sonra kendime şunu sormaya başladım. Ben yıllardır insanları, bilgiyi ve deneyimi bir araya getiriyorum. Peki, neden bu birikimi kadınların kendi hikâyelerini anlatabilecekleri, birbirlerini tanıyabilecekleri ve farklı disiplinlerden insanlarla aynı sahneyi paylaşabilecekleri daha geniş bir yapıya dönüştürmeyeyim?”
“ZİRVEDE KADIN VAR! düşüncesi böyle doğdu.”
“23 Temmuz 2025’te Bursa’da ilk zirvemizi gerçekleştirdik. Açıkçası o gün çıktığım yolun beni Türkiye’nin bu kadar farklı noktasına götüreceğini, birbirinden değerli yüzlerce insanla tanıştıracağını ben de bilmiyordum. Üstelik bu yolculuğa arkamda büyük bir kurum, dernek, federasyon ya da güçlü bir sponsorluk bütçesiyle çıkmadım. Kendi mesleki birikimim, yıllar içerisinde kurduğum ilişkiler, emeğim ve hayata geçirmek istediğim bir düşünce vardı. Elbette kolay olmadı. Bugün de her şey kolay ilerlemiyor. Ancak gittiğim şehirlerde karşılaştığım insanlar, dinlediğim hikâyeler ve kurulan yeni bağlar bana bu yolculuğun neden devam etmesi gerektiğini her defasında yeniden hatırlatıyor.”
Seyhan Koçak, ZİRVEDE KADIN VAR! yalnızca kadınların konuşmacı olarak yer aldığı bir zirve olmanın ötesinde çok disiplinli bir platform olduğunu şu sözlerle aktarıyor:
“Bugün ZİRVEDE KADIN VAR! yalnızca kadınların konuşmacı olarak yer aldığı bir zirve organizasyonu değil. İl ve ilçe zirveleri, Akademisi, kadın girişimcileri ve kooperatifleri görünür kılan çalışmalarıyla büyüyen, çok disiplinli bir platform. Ben bu yolculuğa kadınlara ne kadar güçlü olduklarını anlatmak için çıkmadım. Zaten ne kadar güçlü olduklarını biliyordum. Benim yapmak istediğim, o gücün yalnızca kendi çevrelerinde kalmamasıydı.”
“Bir kadının bilgisi başka bir kadının gelişimine, bir kadının cesareti başka bir kadının başlangıcına, bir kadının hikâyesi başka bir kadının hayatındaki yeni bir ihtimale dönüşebilsin istedim.”
“Sanırım ZİRVEDE KADIN VAR!’ın doğuşunu en iyi böyle anlatabilirim.”
“Görünür olmakla gerçekten görülmek arasında önemli bir fark var”
Koçak’a göre kadın görünürlüğü, yalnızca bir etkinlikte yer almakla sınırlı değil. Bir kadının emeğinin, bilgisinin ve karar alma süreçlerine katkısının gerçekten karşılık bulması gerektiğini vurguluyor:
“Ben görünürlük meselesine biraz daha geniş bir yerden bakıyorum. Bir kadının bir etkinlik afişinde fotoğrafının olması, bir panelde konuşması ya da bir kurumun kadın temsiline ilişkin çalışmalarında yer alması elbette kıymetli. Ancak benim için asıl mesele, o kadının ne söylediği, ne ürettiği, hangi kararlara katıldığı ve ortaya koyduğu değerin ne ölçüde karşılık bulduğu. Çünkü görünür olmakla gerçekten görülmek arasında önemli bir fark var.”
“Bir kadını sahneye davet edebilirsiniz. Peki, fikrini ne kadar önemsiyorsunuz? Bir girişimciyi alkışlayabilirsiniz. Peki, ürettiği ürünün pazara ulaşması için ne yapıyorsunuz? Bir kadının başarı hikâyesini paylaşabilirsiniz. Peki, o hikâyenin arkasındaki emeği ve mücadeleyi ne kadar biliyorsunuz? Benim üzerinde durduğum görünürlük tam da bu sorularla ilgili. Örneğin bir kadın kooperatifini düşünelim. Orada yalnızca ürün ortaya çıkmıyor. Kadınlar birlikte karar almayı, üretimi organize etmeyi, ekonomik hayata katılmayı ve kendi aralarında bir dayanışma kültürü oluşturmayı da öğreniyorlar. Fakat biz çoğu zaman yalnızca ortaya çıkan ürünü görüyoruz. Ben o ürünün arkasındaki kadınları ve hikâyelerini de tanımamız gerektiğini düşünüyorum.“
Koçak, görünürlüğün başka kadınlar üzerinde de etkisi olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:
“Bir de görünürlüğün başka kadınlar üzerindeki etkisi var. Bir kadın, kendisine benzeyen koşullardan geçmiş başka bir kadının hikâyesini duyduğunda, kendi hayatındaki ihtimallere de farklı bakmaya başlayabiliyor. Bu nedenle ZİRVEDE KADIN VAR! sahnesinde yalnızca unvanlara ya da bilinirliğe odaklanmıyoruz.”
“Farklı mesleklerden, kuşaklardan, şehirlerden ve yaşam deneyimlerinden insanların aynı zeminde buluşmasını önemsiyoruz. Erkek müttefiklerimizin de bu sahnede yer almasını özellikle değerli buluyorum. Çünkü eşitlik yalnızca kadınların kendi aralarında konuşarak çözebileceği bir mesele değil; toplumsal bir sorumluluk.”
“Bunun yanında medyanın rolünün de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir hikâyenin anlatılmasıyla o hikâyenin doğru mecralarda, doğru biçimde daha geniş kitlelere ulaşması birbirinden farklı şeyler. Yerelde çok kıymetli işler yapan kadınların ulusal ölçekte de tanınabilmesi, emeklerinin yeni fırsatlarla buluşabilmesi gerekiyor. Bu yüzden görünürlüğü yalnızca iletişim çalışması olarak değil, fırsatlara erişimin de önemli bir parçası olarak değerlendiriyorum.”
Kadınların hayatın her alanında yer bulabilmesinin önemine değinen Seyhan Koçak, kurumlara ve medyaya da sorumluluk düştüğünü dile getiriyor:
“Ben kadınların kendilerine ayrılan sınırlı alanlarda görünmesini değil, hayatın her alanında doğal olarak var olabilmesini istiyorum. Ve bunun için yalnızca kadınların daha fazla çaba göstermesi değil; kurumların, iş dünyasının, yerel yönetimlerin ve medyanın da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyorum.”

“Türkiye’nin kadın hikâyeleri bakımından bir eksikliği yok”
Bursa’dan başlayarak Türkiye’nin farklı şehirlerine uzanan zirvelerde karşılaştığı kadın hikâyelerini ve sahada edindiği deneyimleri aktaran Koçak’a yolculuğa başlarken beklediği ile karşılaştığı tabloyu sorduğumuzda şu sözleri aktarıyor:
“Yola çıkarken Türkiye’nin farklı şehirlerinde çok kıymetli kadın hikâyeleriyle karşılaşacağıma inanıyordum. Ancak sahaya indiğinizde, uzaktan bildiğinizi düşündüğünüz pek çok meselenin aslında çok daha farklı boyutları olduğunu görüyorsunuz. Bursa’dan Eskişehir’e, Muş’tan Diyarbakır’a, Hakkâri’den Ağrı’ya, Şırnak’tan Batman’a, Kars’tan Ardahan’a, Kilis’ten Şanlıurfa’ya uzanan bu yolculuk benim için de başlı başına bir öğrenme süreci oldu.”
“Bir şehirde akademisyen bir kadınla tanışıyorsunuz, başka bir şehirde yıllardır kendi imkânlarıyla üretim yapan bir girişimciyle. Bir yerde genç bir öğrencinin gelecek hayallerini dinliyorsunuz, başka bir yerde bütün zorluklara rağmen kooperatifini ayakta tutmaya çalışan kadınlarla karşılaşıyorsunuz. Her birinin yaşam koşulları, karşılaştığı güçlükler, sahip olduğu imkânlar birbirinden farklı. Fakat ortak bir ihtiyaçları var.”
“Emeklerinin görülmesi, seslerinin duyulması ve daha geniş çevrelerle bağlantı kurabilmek.”
“Beni en fazla etkileyen konulardan biri, özellikle Anadolu’daki kadınların üretme ve çözüm geliştirme becerileri oldu. Biz bazen liderliği yalnızca büyük şirketlerin yönetim katlarında, girişimciliği büyük yatırımlarda, başarıyı ise çok tanınan isimlerin hikâyelerinde arıyoruz. Oysa bir ilçede kadınları bir araya getirip üretimi başlatan, bütün kısıtlı imkânlara rağmen kendi markasını oluşturan ya da bulunduğu çevrede başka kadınların ekonomik hayata katılmasına öncülük eden bir kadın da çok önemli bir liderlik örneği sergiliyor.”
“Bu yolculukta beni şaşırtan bir başka konu da insanların sahiplenme duygusuydu. Birbirimizi hiç tanımadığımız şehirlerde, aynı düşüncenin etrafında buluşabildiğimiz çok kıymetli insanlar oldu. Ticaret ve sanayi odaları, TOBB Kadın Girişimciler Kurulları, üniversiteler, yerel yönetimler, iş dünyasının temsilcileri ve gönüllü destekçilerimiz bu yolculuğun farklı duraklarında bizimle birlikte yürüdüler. Elbette her şehirde aynı kolaylıklarla karşılaşmadık. Kapıların açılmadığı, destek bulmakta zorlandığımız, kimi zaman süreci yeniden kurgulamak zorunda kaldığımız dönemler de oldu. Ama sahada gördüğüm kadınların emeği, bütün bu güçlüklerin çok daha ötesindeydi.”
Çıktığı yolculuğun kendisine kattıklarını ve bakış açısını değiştirdiğini dile getiren Koçak, Türkiye’nin kadın hikayeleri bakımından zengin olduğunu ancak bu hikayelerin görünür kılınması gerektiğini vurguluyor:
“Bugün geriye dönüp baktığımda şunu söyleyebilirim: Bu yolculuk yalnızca kadınların hikâyelerini başkalarına anlatmamı sağlamadı. Benim de Türkiye’ye, kadın emeğine, yerel kalkınmaya ve dayanışmaya bakışımı derinleştirdi.”
“Artık bir şehre gittiğimde yalnızca o şehrin tarihini, kültürünü ya da ekonomik yapısını merak etmiyorum. Orada kimler üretiyor, hangi kadınların hikâyesi henüz duyulmamış, kimler birbirini tanımıyor ve biz bu insanlar arasında nasıl bir bağ kurabiliriz diye de düşünüyorum.”
“Çünkü bu yolculukta öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu oldu. Türkiye’nin kadın hikâyeleri bakımından bir eksikliği yok. Asıl ihtiyaç, bu hikâyelere ulaşabilmek, onları dinlemek ve görünürlüklerinin sürekliliğini sağlayabilmek.“
“Bir kadının hikâyesinin değeri, yaşadığı şehrin büyüklüğüyle ölçülemez”
Büyükşehirlerle küçük kentler ve ilçeler arasındaki görünürlük farklarını sorduğumuzda Koçak, bu farkın kadınların potansiyelinden çok imkânlara ve fırsatlara erişimle ilgili olduğuna dikkat çekiyor:
“Evet, hem de oldukça belirgin farklılıklar gözlemledim. Ancak bu farklılığı kadınların yetkinlikleri ya da potansiyelleri üzerinden değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Benim sahada gördüğüm temel fark, çoğu zaman imkânlara ve fırsatlara erişimle ilgili.“
“Büyükşehirlerde yaşayan bir kadın; mesleki etkinliklere, eğitim programlarına, iş dünyası ağlarına, potansiyel yatırımcılara ve farklı iletişim kanallarına daha kolay ulaşabiliyor. Elbette büyükşehirlerde de kadınların karşılaştığı pek çok engel var. Ancak kendisini ve yaptığı işi anlatabileceği alternatif alanların sayısı görece daha fazla. Küçük kentlerde ve ilçelerde ise çok nitelikli işler yapan kadınların bazen kendi çevrelerinin dışına çıkmakta zorlandığını görüyoruz. Örneğin yıllardır üretim yapan bir kadının ürününü başka bir şehre ulaştırabilmesi, doğru insanlarla tanışabilmesi ya da dijital dünyada kendisine bir alan açabilmesi her zaman kolay olmuyor. “
“Burada dikkatimi çeken başka bir mesele daha var. Bazı kadınlar yaptıkları işi anlatırken bunu bir başarı olarak tanımlamıyorlar bile. Çünkü o emeği hayatlarının doğal bir parçası olarak görüyorlar. Oysa biraz sohbet etmeye başladığınızda ne kadar büyük bir sorumluluk üstlendiklerini, kaç insana dokunduklarını ve ne kadar önemli bir değer yarattıklarını fark ediyorsunuz. Benim için görünürlük çalışmasının önemli bir tarafı da bu: Kadının kendi emeğinin değerini fark etmesine katkı sağlamak. Bu gözlemler, platformun neden yalnızca büyükşehirlerde kalmaması gerektiğini de gösterdi.”
“Çünkü kadınların merkeze ulaşmasını beklediğimiz bir model yerine, imkânlarımız ölçüsünde bizim de onların bulunduğu yerlere gitmemiz gerektiğine inanıyorum. ZİRVEDE KADIN VAR!’ın ilçelere uzanmasının arkasında tam olarak bu yaklaşım var. Bir kadının hikâyesinin değeri, yaşadığı şehrin büyüklüğüyle ölçülemez.”

“Bir araya gelmek kıymetli ama o birlikteliği yaşatabilmek çok daha kıymetli”
Bu yolculuk boyunca kadınların birbirleriyle kurduğu dayanışmada nasıl bir değişim gözlemlediğini sorduğumuzda Koçak, zirvelerin etkisini yalnızca sahnedeki konuşmalarla ölçmediğini belirterek farklı alanlardan kadınların birbirleriyle kurduğu ilişkilerin ve bu ilişkilerin kalıcı hâle gelmesinin önemini anlatıyor:
“Ben zirvelerin etkisini yalnızca sahnede yapılan konuşmalarla değerlendirmiyorum. Hatta zaman içerisinde şunu fark ettim. Bazen asıl değer, sahnedeki konuşma tamamlandıktan sonra ortaya çıkıyor. Kahve arasında tanışan iki kadın, birbirinin çalışmalarını merak eden iki girişimci, bir akademisyenle bir kooperatif temsilcisinin sohbeti ya da farklı şehirlerde benzer konularda çalışan insanların birbirlerini keşfetmesi… Bunlar küçük karşılaşmalar gibi görünebilir. Fakat kalıcı ilişkilerin ilk adımları çoğu zaman böyle atılıyor.”
“ZİRVEDE KADIN VAR!’ı tasarlarken farklı disiplinleri aynı sahnede buluşturmamın önemli nedenlerinden biri de buydu. Ben yalnızca girişimcilerin girişimcilerle, akademisyenlerin akademisyenlerle ya da yöneticilerin yöneticilerle buluştuğu bir yapı oluşturmak istemedim. Farklı dünyalardan insanların birbirlerinin deneyimlerinden yararlanabilecekleri bir ortam kurmak istedim.“
“Çünkü bazen bir kadının ihtiyaç duyduğu bilgi, hiç beklemediği bir alanda çalışan başka bir kadında bulunabiliyor.”
“Bugün şehir şehir tanıştığımız kadınları platformumuzun farklı çalışmalarına da dâhil etmeye başlamamız bu anlayışın devamı. Örneğin “Her Markanın Ardında Bir Kadın Var” çalışmamızda kendi markasını kuran kadınlara alan açıyoruz. Kadın kooperatiflerimizi ayrı bir görünürlük çalışmasıyla tanıtıyoruz. Akademimizde ise farklı uzmanlık alanlarından gelen eğitmenler bilgilerini Türkiye’nin farklı noktalarındaki katılımcılarla paylaşıyorlar. Yani zirvede başlayan tanışıklığın yalnızca o günle sınırlı kalmamasını önemsiyoruz.”
Dayanışmaya dair görüşlerini dile getiren Seyhan Koçak, bilgi ve deneyimi karşılık beklemeden paylaşmanın da dayanışmanın bir parçası olduğunu vurguluyor:
“Dayanışma konusunda da bir düşüncemi paylaşmak isterim. Ben dayanışmanın yalnızca güzel sözlerle ya da birbirimizi alkışlayarak sürdürülebileceğini düşünmüyorum. Bir kadının ürettiği ürünü tercih etmek, onun markasını paylaşmak, ihtiyaç duyduğu bir bağlantıyı kurmasına yardımcı olmak, bilgimizi ve deneyimimizi karşılık beklemeden paylaşmak da dayanışmanın bir parçası. Üstelik bu yaklaşımın yalnızca kadınlar arasında kalmaması gerekiyor. Erkek müttefiklerimizin, kurumların ve iş dünyasının da bu ilişkilerin gelişmesinde önemli sorumlulukları var.”
“Benim uzun vadede görmek istediğim şey, birbirini yalnızca zirve günlerinde hatırlayan insanlar değil farklı şehirlerde yaşamalarına rağmen birbirlerinin gelişimine ve üretimine katkı sunmaya devam eden bir topluluk.
Çünkü bir araya gelmek kıymetli ama o birlikteliği yaşatabilmek çok daha kıymetli.”
“Kadınların bize ulaşmasını beklemek yerine, biz neden onlara gitmiyoruz?”
Yeni dönemde şehirlerin yanı sıra ilçelere de uzanmayı planlayan Koçak’a ilçelere gitme kararının arkasında nasıl bir ihtiyaç gözlemlediğini sorduğumuzda, kadınların görünürlük alanlarına erişmesini beklemek yerine bu alanları kadınların yaşadığı yerlere taşımayı önemsediğini ifade ediyor:
“Aslında ilçelere gitme kararım, il zirvelerinde karşılaştığım kadınların hikâyelerini dinledikçe daha da netleşti. Bir şehir merkezinde zirve gerçekleştirdiğinizde çok sayıda insana ulaşabiliyorsunuz. Ancak o ilin ilçelerinde, hatta köylerinde yaşayan ve çeşitli nedenlerle bu buluşmalara katılamayan kadınlar da var. Bir süre sonra kendime şu soruyu sormaya başladım. Biz kadınların görünürlüğünden söz ediyorsak, neden yalnızca onların bize ulaşmasını bekliyoruz? Biz neden onlara gitmiyoruz? İlçe zirveleri fikri bu sorgulamadan doğdu. Bu düşünceyle, 1 Temmuz 2026 tarihinde Tatvan’da ilk ilçe zirvemizi gerçekleştirdik. Ardından Arhavi ve Hopa ile yolculuğumuzu sürdürdük.”
“Bugün geriye dönüp baktığımda, 19 il ve 3 ilçede gerçekleştirdiğimiz toplam 22 zirvenin her birinin benim için ayrı bir anlamı var. Ancak ilçelere uzanmak, yalnızca organizasyon takvimimize yeni duraklar eklemek değildi. ZİRVEDE KADIN VAR! Platformu’nun sahaya yaklaşımında da önemli bir adımdı.”
“Çünkü ben bu yolculukta yalnızca şehir merkezlerinde görünür olan kadınlara değil; ilçelerde üreten, girişimde bulunan, istihdam yaratan, bulunduğu coğrafyaya değer katan ama hikâyesi henüz yeterince duyulmamış kadınlara da ulaşmak istiyorum.
Bir başka ifadeyle, kadınların bizim kurduğumuz sahnelere gelmesini beklemek yerine, o sahneleri onların yaşadığı yerlere taşımayı önemsiyorum.”
“Çünkü ilçelerin kendilerine özgü ekonomik, kültürel ve toplumsal dinamikleri var. Kadınların üretim biçimleri, karşılaştıkları güçlükler ve ihtiyaç duydukları destekler de buna göre değişebiliyor. Ben özellikle kadın istihdamının sınırlı olduğu, göç veren, üretim potansiyeli bulunmasına rağmen yeterince görünür olmayan ilçelerde bu buluşmaların çok değerli olabileceğini düşünüyorum. İlçe zirvelerinde de yalnızca başarılı isimleri sahneye taşımak istemiyoruz. O ilçenin kendi insan kaynağını, kadın girişimcilerini, kooperatiflerini, gençlerini, akademik ve mesleki birikimini bir araya getirmeyi önemsiyoruz. Bir başka ifadeyle, dışarıdan gidip bir program düzenlemekten çok, o ilçenin kendi hikâyesini kendi insanlarıyla anlatabileceği bir alan oluşturmak istiyorum. İl zirvelerimiz devam ederken ilçe zirvelerimizin de eş zamanlı büyümesi bu nedenle benim için önemli.”
“Çünkü görünürlüğün coğrafi bir ayrıcalık olmaması gerektiğine inanıyorum.”
“Bilgi yalnızca bireysel gelişimin değil, ekonomik ve toplumsal hayata katılımın da aracı”
Zirvelerin ardından öğrenme ve gelişim sürecini sürdürebilmek amacıyla hayata geçirilen ZİRVEDE KADIN VAR! AKADEMİ’nin çıkış noktasını anlatan Koçak, bilgiye erişimin ekonomik ve toplumsal yaşama katılım açısından önemini vurguluyor:
“Akademi benim için aslında çok doğal bir adımdı. Çünkü meslek hayatımın önemli bir bölümü eğitim, gelişim ve bilgi paylaşımı üzerine kurulu. Ancak ZİRVEDE KADIN VAR! AKADEMİ’nin ortaya çıkışında sahada gözlemlediğim ihtiyaçların da büyük etkisi oldu. Zirvelerde kadınlarla buluşuyoruz, hikâyelerini dinliyoruz, birbirleriyle tanışmalarına alan açıyoruz. Fakat bir noktada kendime şu soruyu sordum. Bu buluşmaların ardından gelişimi nasıl sürdürebiliriz?”
“Çünkü görünürlük tek başına yeterli değil. Kadınların bilgiye, yeni becerilere, farklı uzmanlıklara ve gelişim fırsatlarına da ulaşabilmesi gerekiyor. Bu düşünceyle ZİRVEDE KADIN VAR! AKADEMİ’yi hayata geçirdim.”
“24 hafta, 24 eğitmen ve 24 farklı eğitimden oluşan, online ve ücretsiz bir gelişim programı tasarladık. Liderlikten iletişime, kariyerden girişimciliğe, dijital dünyadan yapay zekâya kadar farklı alanlarda bilgi ve deneyimi paylaşmayı hedefliyoruz. Burada özellikle ücretsiz erişim konusunun altını çizmek isterim. Bir kadının gelişim fırsatlarına ulaşabilmesi yalnızca ekonomik koşullarına ya da yaşadığı şehre bağlı olmamalı. Hakkâri’de yaşayan bir kadınla Bursa’da, Şırnak’ta ya da İzmir’de yaşayan bir kadının aynı eğitim ortamında buluşabilmesi benim için çok değerli. Üstelik Akademi’yi yalnızca katılımcıların bilgi aldığı bir yapı olarak da görmüyorum. Eğitmenlerimizin kendi uzmanlıklarını ve deneyimlerini paylaşması, bu platformun dayanışma anlayışının başka bir boyutu. Bir kadının yıllar içerisinde edindiği bilgi, başka bir kadının gelişimine katkı sağlayabiliyorsa bunun çok anlamlı bir karşılığı olduğunu düşünüyorum. Akademi ile yapmak istediğim tam olarak bu.”
“Benim için bilgi yalnızca bireysel gelişimin değil, ekonomik ve toplumsal hayata daha güçlü katılımın da önemli araçlarından biri. Zirvelerimizle kadınların sesini daha geniş kitlelere ulaştırırken, akademimizle de bu yolculuğu sürekli bir öğrenme ve gelişim alanıyla desteklemek istiyorum.
Çünkü bir gün aynı salonda buluşmak güzel fakat farklı şehirlerde olsak da öğrenmeye ve birbirimizin hayatına katkı sunmaya devam edebilmek çok daha kalıcı bir etki yaratabilir.”

“Asıl başarı, sayıların arkasındaki insan hikâyelerinin de büyümesi”
Platformun geleceğine ilişkin hedeflerini sorduğumuzda Seyhan Koçak, zirvelerin yanı sıra akademi, kadın kooperatifleri ve kadın girişimcileri görünür kılan çalışmaların birbiriyle bağlantılı olduğunu aktarıyor:
“Açıkçası hayalim ilk başladığım güne göre çok daha büyük. Çünkü sahaya indikçe bu platformun yalnızca zirvelerle sınırlı kalmaması gerektiğini daha iyi gördüm. Bugün geldiğimiz noktada il ve ilçe zirvelerimizle farklı coğrafyalara ulaşırken, ZİRVEDE KADIN VAR! AKADEMİ ile öğrenme ve gelişimi dijital ortama taşıyoruz. Bunun yanında “Her Markanın Ardında Bir Kadın Var” çalışmamızla kendi markasını oluşturan kadınların hikâyelerini paylaşıyoruz. Kadın kooperatiflerimize ayrı bir alan açarak hem ürettiklerini hem de üretimin arkasındaki emeği görünür kılmaya çalışıyoruz. Aslında bunların hiçbiri birbirinden bağımsız projeler değil.”
“Ben ZİRVEDE KADIN VAR!’ı zaman içerisinde kadınların bilgiye, deneyime, iş birliklerine ve yeni fırsatlara ulaşabildiği, farklı şehirler arasında bağ kurabilen sürdürülebilir bir platform olarak konumlandırmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde yeni il ve ilçelerde zirvelerimizi gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Özellikle yerelde önemli işler yapan ancak hikâyesi yeterince duyulmamış kadınlarla daha fazla buluşmayı arzu ediyorum. Kadın kooperatifleri, yerel üreticiler, kendi markasını kurmuş girişimciler ve henüz yolun başında olan genç kadınlar bu yolculuğun önemli parçaları olmaya devam edecek. Bununla birlikte kurumlar arası iş birliklerinin gelişmesini de çok önemsiyorum.”
“Üniversitelerin, yerel yönetimlerin, ticaret ve sanayi odalarının, iş dünyasının, sivil toplumun ve medyanın ortak bir zeminde buluşmasının, kadınların görünürlüğü ve fırsatlara erişimi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle medyanın bu noktada çok daha aktif bir rol üstlenmesini arzu ediyorum. Çünkü Türkiye’nin farklı şehirlerinde tanıştığım kadınların hikâyelerinin yalnızca o şehirde kalmaması gerekiyor.”
Koçak, ZİRVEDE KADIN VAR!’ın güçlü bir ekosisteme dönüşmesini önemsediğini şu sözlerle dile getiriyor:
“Bir de bütün bu yolculuğun sürdürülebilirliği meselesi var. Ben ZİRVEDE KADIN VAR!’ın yalnızca benim varlığımla ilerleyen bir yapı olarak kalmasını istemiyorum. Zaman içerisinde kendi iş birliklerini, öğrenme alanlarını ve dayanışma ağlarını oluşturabilen güçlü bir ekosisteme dönüşmesini hayal ediyorum. Bugün bir şehirde tanıştığımız kadının yarın başka bir şehirdeki kadına ulaşabilmesi, bir kooperatifin farklı pazarlara açılabilmesi, Akademimizde eğitim alan bir katılımcının ilerleyen yıllarda kendi bilgisini paylaşan bir eğitmene dönüşebilmesi… Benim görmek istediğim gelecek biraz da bu. Uluslararası ölçekte yeni buluşmalar ve iş birlikleri geliştirmek de uzun vadeli hayallerim arasında. Ancak bütün bu büyüme hedeflerinin yanında bir konuyu hiç kaybetmek istemiyorum. Samimiyetimizi ve sahayla kurduğumuz bağı…”
“Çünkü ZİRVEDE KADIN VAR!’ın asıl gücü yalnızca kaç şehirde bulunduğumuzda değil, gittiğimiz şehirlerde nasıl ilişkiler kurduğumuzda ve o ilişkileri nasıl yaşattığımızda saklı. Ben sayıların büyümesini elbette önemsiyorum. Ama benim için asıl başarı, o sayıların arkasındaki insan hikâyelerinin de büyümeye devam etmesi.”
“Kadınların hikâyelerini anlatmak değil, o hikâyelerin birbirine dokunabildiği bir gelecek oluşturmak”
Son olarak platformu henüz tanımayan kadınlara ve KadınKöy okurlarına “Bu yolculuğun bir parçası olmalısın” deseydiniz, ne söylemek isterdiniz? dediğimizde Koçak, kadınların kendi emeklerini küçümsememeleri ve deneyimlerini paylaşmaktan çekinmemeleri gerektiğini vurguluyor:
“Öncelikle ona bu yolculuğun bir parçası olmak için çok başarılı, çok tanınmış ya da çok büyük işler yapmış olması gerekmediğini söylerdim. Çünkü ZİRVEDE KADIN VAR! yalnızca başarı hikâyesini tamamlamış kadınların platformu değil. Henüz kendi yolunu arayan, yeni bir fikir üzerinde çalışan, bir meslek edinmek isteyen, üretmeye başlayan, yıllardır emek veren ya da hayatının bir döneminde yeniden başlama kararı alan her kadının bu yolculukta bir yeri olduğuna inanıyorum.”
“Benim için bir kadının hikâyesini değerli kılan şey yalnızca ulaştığı sonuç değil; o sonuca giderken gösterdiği emek, aldığı kararlar, karşılaştığı güçlükler ve öğrendikleri.”
“Bugüne kadar Türkiye’nin farklı noktalarında tanıştığım kadınlar bana çok şey öğretti. Kimi zaman hiç beklemediğim bir yerde olağanüstü bir üretim hikâyesiyle karşılaştım. Kimi zaman bir kadının yıllardır sürdürdüğü mücadelesini ilk kez bizim sahnemizde anlattığına tanık oldum. Bu karşılaşmaların her biri, çıktığım yolun neden önemli olduğunu bana yeniden hatırlattı. O nedenle KadınKöy okuyucularına da şunu söylemek isterim:
“Kendi emeğinizi küçümsemeyin. Hikâyenizin anlatılmaya değer olması için bir başkasının onayını beklemeyin. Bildiklerinizi paylaşmaktan, başka kadınların deneyimlerini dinlemekten ve yeni insanlarla tanışmaktan çekinmeyin.”
“Birbirimizin hayatında nasıl bir etki yaratabileceğimizi bazen biz de önceden bilemiyoruz. Belki bir tanışıklık yeni bir iş birliğinin başlangıcı olacak. Belki dinlediğiniz bir hikâye uzun zamandır ertelediğiniz bir fikri hayata geçirmenizi sağlayacak. Belki de yıllar içerisinde edindiğiniz bir deneyim, başka bir kadının tam da ihtiyaç duyduğu bilgi olacak.”
“Ben ZİRVEDE KADIN VAR! yolculuğuna başlarken bugün tanıştığım insanların çoğunu tanımıyordum. Fakat bugün geriye baktığımda, bu yolculuğu anlamlı kılan şeyin yalnızca gerçekleştirdiğimiz zirveler değil, birbirimizin hayatında bıraktığımız izler olduğunu görüyorum. Bu nedenle herkesi yalnızca etkinliklerimize katılmaya değil bilgisini, deneyimini, emeğini ve hikâyesini bu yolculuğun bir parçası hâline getirmeye davet ediyorum. Çünkü ben kadınların birbirine yalnızca ilham vermesini değil, birbirinin hayatında somut bir karşılık bulmasını da istiyorum.“
“Ve bir gün dönüp geriye baktığımızda, yalnızca kaç zirve gerçekleştirdiğimizi değil kaç kadının yolunun başka bir kadınla kesiştiğini, kaç yeni başlangıca katkı sunduğumuzu ve birlikte neleri değiştirebildiğimizi konuşabilmeyi diliyorum. Benim için ZİRVEDE KADIN VAR!’ın anlamı tam olarak bu.
Kadınların hikâyelerini yalnızca anlatmak değil, o hikâyelerin birbirine dokunabildiği bir gelecek oluşturmak.“

Seyhan Koçak’ın anlattıkları, kadınların görünürlüğünün yalnızca bir sahnede yer almakla sınırlı olmadığını; emeğin tanınması, bilgi ve fırsatlara erişim, farklı coğrafyalar arasında bağ kurulması ve dayanışmanın süreklilik kazanmasıyla güçlendiğini ortaya koyuyor.
ZİRVEDE KADIN VAR! Platformu, zirvelerinden Akademi’ye ve kadın kooperatiflerini görünür kılan çalışmalarına uzanan yapısıyla kadınların hikâyelerinin birbirine dokunabileceği sürdürülebilir bir alan oluşturmayı hedefliyor.
KadınKöy olarak kadınların emeğini, deneyimini ve hikâyelerini görünür kılan çalışmalara alan açmaya devam edeceğiz.
Seyhan Koçak’a değerli paylaşımları için teşekkür ederiz.













