Yazar:• 10:55 am• Köşe Yazıları

Eril kamusal alana bir kadının ayak izi: Kathrine Switzer

19 Nisan 1967 sabahı Boston’da hava ısırıcı bir soğuğa teslimdi. Ancak o gün spor tarihinin en sert fırtınası, rüzgârdan değil; 261 göğüs numaralı bir beden üzerinden kamusal alanı tanzim etmeye çalışan eril zihniyet ile o zihniyete direnen bir kadının adımlarından koptu. 

20 yaşındaki Kathrine Switzer, başlangıç çizgisine geldiğinde sadece 42 kilometrelik bir asfaltı koşmayı hedeflemiyordu. O, yüzyıllardır erkeklerin rasyonellik, dayanıklılık ve iktidar üzerinden parsellediği kamusal alanın surlarında bir gedik açıyordu.

Biyolojik determinizm ve erkekler kulübü

Sosyoloji ve feminist teori, kamusal alanı tarihsel olarak erkeğin mülkiyetinde, özel alanı (evi, görünmezliği, bakımı) ise kadının kaderi olarak tanımlar. 20. yüzyılın ortalarına kadar spor, özellikle de mukavemet gerektiren maraton disiplini, erilliğin kutsandığı en korunaklı erkek kulüplerinden biriydi. Dönemin otoriter tıp söylemleri ve spor yetkilileri; uzun mesafeli koşuların kadın anatomisini bozacağını, “rahim düşmesine” yol açacağını ya da kadını “erkekleştireceğini” iddia eden bilim dışı mitlerle kadın bedenini terbiye etmeye çalışıyordu. Bu biyolojik determinizm, aslında kadınları kamusal arenadaki rekabetin ve görünürlüğün tamamen dışında tutmak için inşa edilmiş eril bir barikattı.

Görsel Kaynağı: nhpr.org

Switzer, yarış formuna ismini “K. V. Switzer” olarak yazıp sisteme sızdığında, kurallar kitabında kadınların katılamayacağına dair açık bir madde bulunmadığını fark etmişti. Ancak eril düzen, yazılı kurallarla değil; yazılmamış alan savunmalarıyla işler. Yarışın henüz ikinci milinde, organizatör Jock Semple’ın basın otobüsünden fırlayıp öfkeyle Switzer’ın üzerine koşması ve “Yarışımdan defol ve o numarayı bana ver!” diyerek onu fiziksel şiddetle saha dışına itmeye çalışması, işte bu alan savunmasının en çıplak göstergesiydi. Semple’ın yüzündeki o hiddet; sadece kural ihlal eden bir sporcuya duyulan öfke değil, erkekler kulübünün kapısını zorlayan bir kadına, mekânın hiyerarşisini bozan o “davetsiz feminenliğe” karşı duyulan derin eril panikti.

Edilgenliği reddetmek: Bir direniş alanı olarak beden

Fakat o tarihi anda Switzer’ın pes etmeyip adımlarını hızlandırması, Judith Butler’ın “edimsel cinsiyet” kuramının en somut dışavurumuydu. Switzer, toplumun kendisine biçtiği edilgen, narin ve çekingen kadın rolünü reddetti. Bedenini bir direniş sahasına dönüştürerek “koşan, zorlanan, başaran ve pes etmeyen” bir özne olarak var oldu. Yarış sırasında zihninden geçen “Eğer bu yarışı bırakırsam, kimse kadınların bu mesafeleri koşabileceğine inanmayacak. Kadın sporunu ileri taşımak yerine geriye götüreceğim” düşüncesi, onun eylemini bireysel bir spordan toplumsal bir feminist kalkışmaya evriltti.

Görsel Kaynağı: Kathrine Switzer, Instagram hesabı [@kathrineswitzer]

Switzer bitiş çizgisini 4 saat 20 dakikada geçtiğinde, ardında sadece aşılmış kilometreler bırakmadı; eril kamusal alanın bağrına silinmeyecek bir kadın damgası vurdu. Harry Trask’ın objektifine yansıyan, bir erkeğin kadını sahadan atmaya çalıştığı, kadının ise kararlılıkla koşmaya devam ettiği, o ikonik fotoğraf, 20. yüzyılın en sarsıcı feminist belgelerinden biri oldu.

261 numaralı miras

Bu tarihi başkaldırı; 1972’de kadınların Boston Maratonu’na resmi katılımının, 1984’te ise kadın maratonunun Olimpiyat oyunlarına dahil edilmesinin kapısını araladı. 

Bugün şehirlerin caddelerinde, maraton hatlarında ya da hayatın herhangi bir kamusal mekânında özgürce adımlayan her kadın, Switzer’ın 261 göğüs numarasından süzülen cesaretin mirasını taşır. Switzer bize şunu öğretmiştir: Eril tahakkümle örülmüş duvarlar, kendiliğinden yıkılmaz; o duvarlar ancak sınırları ihlal etmeyi göze alan kararlı adımlarla çatlatılır.

Kaynakça:

  • Butler, J. (1990). Gender Trouble: Feminism and the Subversion of Identity. Routledge. 
  • Habermas, J. (1991). The Structural Transformation of the Public Sphere: An Inquiry into a Category of Bourgeois Society. 
  • Switzer, K. (2007). Marathon Woman: Running the Race to Revolutionize Women’s Sports. Da Capo Press.
  • Vertinsky, P. (1990). The Eternally Wounded Woman: Women, Doctors, and Exercise in the Late Nineteenth Century. University of Illinois Press.
Visited 20 times, 2 visit(s) today

✨ KadınKöy Yazılarını Kaçırmayın!

Bu yazıyı beğendiyseniz, yeni yayımlanacak içeriklerimizden anında haberdar olmak için e-bültenimize katılın.

↑
Close
E-Bülten

KadınKöy Dünyasına Katılın 🌸

En güncel yazılarımız, ilham verici içeriklerimiz ve özel bültenlerimiz doğrudan e-posta kutunuza gelsin.